Irkçılığın Sınırları ve Basının Yayın İlkeleri – Mim Yavuz Binbay

portreCüneyt Özdemir’in Radikaldeki yazısını okumaya başladığımda, yazılan yazıların gazetelerin editörü tarafından okunup onaylandıktan sonra yayına alınacağını ve eğer yazı ırkçı ifadeler içeriyorsa, bir kişiyi veya topluluğu zan altında bırakıp hedef gösteriyorsa yayınlanmayacağı uluslararası basın ilkesini düşündüm. Bu kural Türkiye’deki gazete yazarları için geçerli değil galiba. Çünkü sol cenahta yayın yaptığını iddia eden Radikal gazetesinde yazan Cüneyt Özdemir’in “Türkleri döven eli sopalı Suriyeli sığınmacılar!” köşe yazısı buna çok net bir örnek teşkil ediyor. Uzun süredir gerek Kürtler gerekse Arablarla ilgili aynı mealde yazılar yazmaktadır.

80 yıldır basında ve siyasi arenada halklarımızı ve kültürümüzü aşağılayan, hedef gösteren, red ve inkâr eden ırkçı nefret söylemine varan söylemler geliştirilmektedir. Kurumumuz bu durumu değerlendirerek bundan sonra Arab-Arami-Süryani (Tüm Sami kökenli halk toplulukları) halklarını ve kültürünü hedef alan bu tür söylemlere karşı cevap hakkını kullanacaktır.

Gelelim Özdemir’in köşe yazısına,

  • Urfa’da olan olayı örnek gösterip bütün Suriye’li mültecileri aynı guruba koyup hedef göstermek ırkçılık değilse nedir?
  • Düğünde olan olay her yerde olabilecek sadece Suriyelilerin yapacağı bir olay değil. Normaldir demiyorum ama buna benzer olaylar Türkiye’nin her bölgesinde yaşanmaktadır. Ancak sadece buna benzer olaylarda belirli bir etnisite (Kürt, Arab, Ermeni, Hristiyan, Roman, Alevi, Yezidi vs) söz konusuysa etnisite veya din hedef göstererek yayın yapılmaktadır.
  • Bu yazı Avrupa veya herhangi bir ülkede sadece ırkçı olarak addedilen gazetelerde çıkabilecek türde bir yazı. Özdemir’in bir yıl geçirdiği İngiltere’de Daily Mail gazetesinde çıkabilecek türden bir yazı. Mültecileri hedef gösteren, ülkenin sorunları için mültecileri suçlayan düşünce.  Özdemir ’in Londra’da geçirdiği bir yıl içinde en çok hangi gazeteyi okuduğu bu yazıdan açıkça anlaşılıyor. Sol gelenekten gelen biri olarak sol düşüncenin ırkçılığa karşı hümanist bir felsefeye sahip olması gerektiğini öğrendim ya benim öğrendiğim yanlış veya Radikal gazetesinin yayın kulvarı! Bana dünyada sol kulvarda yayın yaptığını iddia edipte savaş barbarlığından kaçmış veya herhangi bir sorun sebebiyle yurdunu terk etmiş mülteci duruma düşmüş bir topluluğu aşağılayan, hedef gösteren bir yazı yayınladığını veya yayınlayabileceğini söyleyebilir misiniz?
  • Özdemir,  Urfa’daki demografik yapıyı yazı başlığında Türk olarak vermektedir.  Özdemir’ in Urfa (Ruha-Urhai-Orhoy)’nın demografik etnik yapısı hakkında en ufak bir fikri olduğunu sanmıyorum. Ben yanılıyorsam ve varsa ve buna rağmen bu tür bir yazıyı yazıyorsa bu art niyetliliktir. Urfa (Er-Ruha-Urhai-Orhoy)’nın etnik yapısı Suriyeli mültecilerin etnik yapısıyla aynıdır. Yani Arab ve Kürt’tür. Özdemir’in belirlemesi ise sadece kendisinin ve kendi düşüncesiyle ( bence malum ama hangi düşünce olduğuna okuyucu karar versin) bağdaşanların kuruntusudur. Ruha ’da tarihin hiçbir döneminde bir Türk çoğunluk olmamıştır. Kendisine Ruha tarihini okumasını öneririm.

Samimiyetlerinden asla şüphe etmediğim KÜRT DEMOKRATLAR HAREKETİ SÖZCÜSÜ-(TEVGERA KURDEN DEMOKRAT) AHMET Acar’ın Rizgari sitesinde içeriğine tamamen katıldığım ancak katılmadığım bir belirlemesinde ki ince çizgiyi hatırlatmak istedim “Kürdistan Kürtlerindir” belirlemesi sanırım Hürriyet gazetesinin “Türkiye Türklerindir” söyleminin tekrarı olacaktır. Hürriyet gazetesi ve beslendiği düşünce bu belirlemeyle 80 yıldır Türkiye’deki ve Beyt-Nahrin (Mezopotamya) halklarını rahatsız etmiştir. Değerli Kürt Demokrat Hareketi dostlarıma Bu hatırlatmanın ardından SOHRAM-DER 3. Kültürel Renklerimizle Gökkuşağı ülkemiz kültür sanat etkinliğinde yaptığım konuşmanın bir paragrafını aktarıyorum;

Ülkemiz renk armonisinden oluşan, dünyada ender bir gökkuşağına sahiptir.

Ülkemizin gökkuşağını oluşturan nadide renkler, dünya medeniyetlerine ışık tutmuş Asuri, kadim Süryani, Keldani, Arab ve Arami rengiyle Sami, Ermeni ve Kürt ari rengiyle Mezopotamya, Ege Yunan ve Laz Karadeniz renkleriyle antik Yunan, Türk ve Türkmen renkleriyle orta Asya, Çerkez, Gürcü rengiyle Kafkaslar renklerini gökkuşağımıza yansıtmıştır. Müslümanı, Hristiyan’ı, Yahudi’si, Alevi’si, Yezidi’si, Nesturî’si, Nusayri’si ve Marunî’siyle bir gönül bahçesidir. İşte bu renkleri özgünlükleriyle, ötekileştirmeden, tekçi anlayışla yok saymadan yanana koyabilip yansıtabilirsek dünyaya hitap edebilecek bir gökkuşağını yansıtmış oluruz.

Unutmayalım ki, her renk kendini yansıtır. Hiçbir renk başka rengi yansıtamaz. Gride beyaz vardır ama gri beyaz değildir. Mezopotamya *,  Asuri, kadim Süryani, Keldani, Arab, Arami, Ermeni ve Kürt renkleriyle bezenmiştir. Mezopotamya, hepsidir ama hiçbiri tek başına Mezopotamya değildir. Anadolu, 26 rengin armonisidir, ama hiçbir renk tek başına Anadolu değildir.

Mim Yavuz Binbay

Arab-Arami Birligi Sözcüsü

araskem@gmail.com

 

http://www.gelawej.net/index.php?option=com_content&view=article&id=12253:2013-09-17-19-39-45&catid=170:konuk-yazarlar&Itemid=250

http://www.gazetea24.com/yerel-basin-haber/irkciligin-sinirlari-ve-basinin-yayin-ilkeleri_11330854.html

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


− 2 = 6