Üç Dilli Kente Giden Adımlar – Necim GÜL

Üç dilli Siirt sloganı birkaç yıldır yaygın klişelerden biri oldu çıktı.Her ilin öne çıkan birkaç özelliği vardır.Şehirlerin tanıtımı yapılırken genelde bu tür klişeler kullanılır.Beyaz kent deniyordu bir zamanlar şehrimize.El birliği ile Siirt’i beyaz kent olmaktan çıkarıp bahçesiz mahalleler oluşturduk.Yan yana, art arda beton bloklar dizdik bilinçsizce. Hem şikayet ettik hem de apartmanlarda daire almak için birbirimizle yarıştık.

Hem ağlarım hem giderim hesabı….

Geçen haftasonu da vakit bulup eski mahallerde gezinme imkanım oldu. Siirt’in kültür dokusu bakımından kaybettiklerini bizzat müşahede ediyorsunuz sokak aralarında gezinirken. Örneğin bir zamanlar hemen hemen her mahallede bulunan “dâdoqa”ları (beygir gücü ile çalışan değirmen taşı) göremiyorsunuz. Yerlerinde yeller esen bu taş değirmenlere ne oldu,bir anda hayatımızdan nasıl çıkıp gitti diye düşününce üzülmemek elde değil.”Dâdôqa”lara üzülmekle meşgul iken bu kez yıkılmış,yıkılmak üzere olan cas evler, vefasızlığınızı yüzünüze vuruyor her sokakta.

Bence kültür müdürlüğü bir iki cas ev restore etmekle kalmamalı kurtarılabilecek tüm cas evler bu kapsama alınmalı.Başka türlü geçmişinize sahip çıktığımızı nasıl iddia edebileceğiz? Bu çalışmalar çerçevesinde bazı mahallelerde eski yerlerinde Dâdôqalar turizm amaçlı yeniden tesis edilebilir.

Bu tür çalışmalara hız vermezsek turistler Siirt’e neyi görmeye gelsin ki? Esaslı bir proje ile sözünü ettiğim eski mahallerde tarih canlandırılabilir.Bu da o mahalle sakinlerine dolayısı ile Siirt turizmine birçok avantajlar sağlayabilir.

Sokak aralarında gezerken daha önce dikkatimi çekmeyen sokak levhaları gözüme çarptı. Conkbayır Mahallesi, Tınaztepe Mahallesi, Ülkü Mahallesi, Ulus Mahallesi, Sakarya Mahallesi, İnönü Mahallesi…Zannedersiniz ki Çanakkale savaşı,Kurtuluş Savaşı Siirt’te cereyan etmiş. Hayır, bu tür isimlerin kullanılmasına karşı olduğumu sanmayın.Bu tür adlar okullara, yeni sokaklara,yeni kurulan mahallere verilebilir elbette. Benim itirazım zaten adları olan mahallelere yeni isim verilmesine.

Halkın günlük konuşmalarda halen kullandığı kadim isimleri yeniden bu mahallere kazandırma fikri belirmişti bir anda kafamda. Bu durum beni oldukça heyecanlandırmıştı. Levhalar yeniden baktım. Bu levhalarda isim değişimi nasıl yapılabilir diye bir şeyler tasarladım kendimce. Fena mı olur eski isimlerin levhalarda yaşatılması?

Bence nefis olurdu.

Üç dillilikle ilgili önemli adımlar atan Siirt Belediyesi ilgili kurullarını işleterek mahallelerimizin eski yerel adlarını iade etmeli ve sokak levhalarını da buna göre düzenlemelidir.

Ancak bu tür adımlar atılırsa üç dillilik sloganı ete kemiğe bürünür ve anlamlı hale gelebilir.
Mahalle adlarının bulunduğu levhalarda Türkçe adlarının altına parantez içinde Eski adları yazılabilir mesela.

Ímĥellítíl Râs
Cenbé
Ímĥellít Sôr
Isvayqa
Qassâr
Xôleʾniyé
Bêbudarp
Ímĥellítíl ŞéxXelef

Mahalle adlarında olduğu gibi çeşme ya da bölge adlarının orijinal adları varsa bunlar da levha ile belirtilebilir. ʿEyn Salip,Deyr,Seré Zîné,Íbléliyé,Zévyé,Garnâwé örneklerinde olduğu gibi.

Bu arada yerleşim yerlerine esas adlarının verilmesine değinmişken şu hususu da belirtmeden geçemeyeceğim:

Daha önce Aydınlar olarak bilinen ilçemizin adının asıl adı olan Tilloismine kavuşturulmasının yanı sıra Bağtepe adının yerine Ĥelenzé’nin kullanılması herkes gibi beni de mutlu etti. Tôm, Fírsêf, Ísnép, Fískén ve hatta ʿElenzok gibi daha birçok yerleşim yeri asıl isimlerine kavuşmak için gerekli adımların atılmasını bekliyor.

Saygılarımla…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


18 − = 10