KAHRAMAN OLMAK ! – Mim Yavuz Binbay

portreBir süredir gerek işlerimin yoğunluğundan gerekse defalarca maruz kaldığım insanlık suçu işkencenin ve 3 suikast girişiminin sağlığımda yarattığı tahribatlar sebebiyle yazamadım.

1992 Newroz’unda Van’da maruz kaldığım özel timlerin saldırısı sonucunda öldüğüm zannıyla (veya kasıtlı) morga kaldırılmam ve sonra bir doktor arkadaşımın dikkati sonucunda (bu olay HEP’in 1992 Newroz raporunda detaylı yazılmıştı) morg’tan çıkarılmış kafatasımda oluşan çatlak sebebiyle yoğun bakıma alınmıştım. Son doktor kontrolümde büyük bir ihtimalle bu barbarca saldırının bıraktığı tahribatlar yeniden nüksetti ve doktorumun önerisiyle bir tedaviye başladım. Ancak bu tedavi etkili olmaması durumunda beni uzun bir süre günlük yaşamdan alıkoyacak bir tedaviye başlamam gerektiği söylendi. Bende güncel konular yerine arkadaşlarımı anmak vesilesiyle biraz geçmişle ilgili yazmak istedim.

Kahramanlık sıfatı bende hep hüzne sebep olur. Çünkü insan olma meziyetleriyle donanmış onlarca arkadaşım öldüklerinde KAHRAMAN ilan edildiler. Bu sıfat bana hep onları hatırlatır. Hep bu soruyu sorup durdum neden öldükten sonra? Oysa yaşarken daha büyük katkıları vardı, onlar yaşamın içinde o kadar verimliyken neden yaşarken değil de ölünce kahraman ilan edilmişlerdi?

Aklıma hep Orhan Veli’nin şu mısraları gelir ve hüzünlenirim. “neler yapmadık bu vatan için, kimimiz canını verdi, kimimiz nutuk söyledi.” Hiç düşündünüz mü, kahramanlıklarla ilgili en hasametli nutukları atan kahramanlar değil de hep nutukçulardır. Onlarında hiç kahraman olmaya niyetleri ve yaptıkları bir kahramanlık yok gibidir. Ama tüm kahramanların ve kahramanlıkların sahibi gibi davranırlar. Onlar kendilerini sadece kahramanlara, kahramanlıklara nutuk atmakla ve kahramanların mücadelesiyle elde edilen kazanımları sahiplenmekle görevlendirmişlerdir. Yaşar Kemal “İnce Mehmet” kitabında bu karakterleri çok güzel betimlemiş.

Tabi bir de kahramanlığın ve kahramanların taraflara göre tanımı değişebiliyor. Kimine göre kahraman olanlar kimine göre hain olabiliyor. İlginç olan yan ise bu tanımı da gene nutukçuların belirliyor olmasıdır. Ortak olan yan ise bu kahramanların ve kahramanlıkların içinde nutukçuların olmamasıdır.

İlginç olan başka bir yan ise nedense gelişmiş toplumlarda kahraman sayısı gelişmemiş toplumlara göre daha az olmasıdır. Az gelişmiş toplumlarda ise kahramanlık kategorileri oluşmuş gibi, mitolojik kahramanlar, tarihsel kişiliğe sahip kahramanlıklar, ulusal kahramanlar, edebi kahramanlar, dinsel kahramanlar ve döneme göre kahramanlaştırılan ve kısa bir süre sonra yerine gündeme uygun değişebilen gündem kahramanları.

Herkesin her kesimin kendine göre kahramanları ve kahramanlık hikâyeleri olsa da aslında kahramanların asıl sahipleri onları yüreklerinde hissedenlerdir ki onlarında nutukçular sayesinde esameleri okunmaz acılı yürekleri kahramanlarında ebedi mekânlarıdır.

Dikkat edilirse dünyanın dört bir yanında kahramanlık anıtları mevcuttur. Bu anıtların hiçbirini kahramanlar dikmemiştir. Söz konusu anıtların tümünü nutukçu olarak addettiğimiz gruplar tarafından dikilmiştir. Ancak dünyanın hiçbir yerinde nutukçu sınıfına mensup kimsenin anıtına rastlayamazsınız.

Diyarbakır 5.nolu cezaevinde yattığım dönemde 12. koğuşta … Davasından yargılanan bir çocuk kadar masum Avdo olarak tanıdığım bir koğuş arkadaşım vardı. Yakalandığında Gavan (sığır çobanı) idi ve Siverek’te etkin olan … grubuna yönelik yapılan bir operasyon esnasında aslında kaçan birinin yerine sürüsünü otlatınca yakalanmıştı. Çok az Türkçe bildiği için sorulan her soruya aslında Türkçe bilmediğini ifade temek için en iyi bildiği cümle olan “ben bilmiyor” cümlesini tekrarlayınca işkenceciler Avdo’nun direndiğini zannederek insanlık dışı işkence yöntemleri arttırdılar. Ancak insanlıktan nasibini almamış işkenceciler Avdo’nun kendisini Türkçe ifade edebildiği tek cümlenin ya gerçek anlamını anlayamadılar veya anlamak istemediler işkencenin dozajını arttırdılar ve her seferinde hep aynı cevabı “ben bilmiyor” cevabını aldılar. Sonuçta insanlık dışı birçok işkence uygulamalarından sonra Avdo sorgudan komada ve 3 cinayetin yansıra… örgütünün birçok eylemini kabul etmiş bir ifade tutanağıyla 5. nolu Diyarbakır cezaevine yollanmıştı.

Bir çocuk kadar masum ve bir o kadar özverili, cesur koğuş arkadaşım Avdo’nun namı belli 5.nolu cezaevinde yaşadığı her biri insanlık suçu tanımına giren uygulamalardan bahsetmeyeceğim. Bu coğrafyanın yiğit, özverili, halklarının özgürlük ideallerine sadık Kürt-Arap devrimcilerinin o dönemde yaşadıkları insanlık dışı uygulamalara karşı destansı direnişlerine birçok arkadaşım karınca kararınca yazdıklarıyla değindiler. Ben o dönemde, 16. koğuştan sevgili koğuş arkadaşım A. Kadir Ceylan’ın çıktığımda burada yaşananlarla ilgili yazacaklarımı sorduğunda söylediğim gibi; “bu barbarlıkları anlatabilmek mümkün değil, ne yazarsam ancak yüzbinde birini yazabilirim geri kalanı aklanmış olur diye sadece bu barbarlığı anlatacak kelimeler mevcut değil, burada yaşananlar insanoğlunun tüm barbarlığının yansımasıdır diyeceğim demiştim”bu sebeple orada yaşananlara değinmeyeceğim.

Ben yıllar sonra tahliye olduğumdan bir süre sonra Avdo ile aynı gruba mensup bir arkadaşımla konuştuğumda bana ana davalarında yargılanan Avdo’ya ilgili mütalaa aşamasında ki iddialardan bahsetti ve şehir efsanelerini andıran kahramanlık tanımlarıyla Avdo ile ilgili tanımlamalar anlatmaya ve benden onu tanıyıp tanımadığımı sordu.

Bir an Avdo’nun o masum özverili karakteri gözümde canlandı. Aslında nutukçu ideolojik tanımlamalarla değil insani meziyetleriyle, yurtseverliğiyle, masumiyetiyle daha fazlasını hak ediyordu. Ancak arkadaşımın anlatımları onun bu özelliklerini yansıtabilmekten çok uzaktı ve çok sönük kalıyordu. Çünkü anlatılanlar sadece örgütüne bağlılığı simgelemeye yönelik imgelerdi oysa Avdo halkına ve insanlık değerlerine olan sevgisine uygun tanımlamalara daha çok özdeşleşiyordu.
Bir süre sustuktan sonra sadece evet tanıyorum aynı koğuştaydık demekle yetindim. Avdo’ya yöneltilen suçlamalar delillerle örtüşmediğinden yıllar sonra düştü ve beraat etti. İnsanlığa karşı işlenmiş suçların müzesi 5. nolu cezaevinde yaşadıkları onda ne etkiler bıraktı, daha sonra nutukçular ne dediler bilmiyorum ama Avdo benim yüreğimde Kürt halkının özverili yiğit bir evladı olarak diğer yüzlerce yol arkadaşım gibi yüreğimde hep yer etti.

Gelin ideallerimizin simgesi yol arkadaşlarımıza ölmeden önce yaşarken mücadelelerinde yanlarında yer alarak hak ettikleri değerleri vererek, sahip çıkalım. Ölümleriyle nutukçuların nutuklarına malzeme etmeden Onları yaşarken ideallerimizin kazanımlarının sembolüne dönüştürelim ki, nutukçuların buz üstünde yazılan yazı misali nutukları değil, piramitler üzerine kazınan kitabeler misali ideallerimiz kazansın. Aksi durumda hep Orhan Velinin şiirindeki senaryolar gerçekleşiyor.
Yaşamlarını özgürlük ve demokrasi mücadelesine adayan tüm yol arkadaşlarıma saygılarımla.
Mim Yavuz Binbay

Yazının linkleri ;

http://www.gelawej.net/index.php/yazarlar/konuk-yazarlar/1324-kahraman-olmak

http://www.diyarbakiryenigun.com/2015/01/13/kahraman-olmak/

http://mardiniletisimgazetesi.com.tr/?p=1748

http://www.siirtnews.com/haber-6276-kahraman_olmak.html

http://www.siirtnews.com/yazar-249-kahraman_olmak.html

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


71 + = 76