HALİD BÎN VELİD VE YEZİDİLER – Mim Yavuz Binbay

portreBen aslında okumayı yazmaktan çok severim çünkü okumak beni bilgiye ulaştıran önemli bir kanaldır. Yazmak ise sanki bendeki bilgiyi sınırlandırıyor. Çünkü yazınca binlerce düşünce arasından ancak yazıyla ifade edebildiğimizi yazabiliyoruz. Ama son gelişmeler, fütürsuzca söylemler, orantısız haksız suçlamalar beni yazmaya zorluyor.

Bu gün gazetelere sevgili Ahmet Türk’ün ilginç, ilginç olduğu kadar da gerçeklikte uzak Yezidi kardeşlerimizin konferansında sarfettiği sözler düştü. Her kim ona bu bilgi notunu vermişse « Tarihteki en büyük Yezidi katliamını Halid Bîn velid yapmıştır diye buyuruyor. » Sayın Ahmet Türk’ün « 17’000 faili meçhul cinayetten vazgeçmeye hazır olduklarını, insanlık suçu işlemiş Kenan Evren’i 90 yaşındaki babacan ihtiyari cezaevine göndermek niyetinin olmadığı » gibi beyanlarına alıştık ! (Gerçi benim niyetim onu Pinoşet gibi cezaevine yollamak olduğunu bir yazımla cevaplamıştım) Ama hiçbir çuvala sığmayacak bu iddia olsa olsa Çillerin « PKK helikopterlerinin köyleri yakmaları » gafından da öte bir tarihsel hatayı içeriyor.

Sayın Türk’e bu bilgi notunu kim ve ne amaçla verdiğini bilemem ama böyle bir makamı işgal eden bir şahsiyetin en azindan kendi kitlesine saygı gereği daha sorumluluk sahibi ve asgari doğrular çerçevesinde hitap etmesi gerektiğine inanıyorum. Ve bu halkın bunu hakettiğine inanıyorum.

Bu yazıyı okuduktan ve birkaç tanıdığımın telefonundan sonra önce konuyu bu soydan gelen bir ailenin mensubu olarak aile kayıtlarından inceledim böyle bir kayda rastlamadım. Olur ki böylesi bir insanlık suçu aile kayıtlarına girmemiş olabilir diye hafızamdaki bilgiye de güvenmeyerek en sağlam kaynak olabilecek Yezidilikle ilgili kaynaklardan araştırma yaptım ve aşşağıdaki bilgilere ulaştım.

Halid Bîn Velid’in ( Ebu Süleyman Diyarbakirda metfun Hz. Süleyman’in babasi) doğum tarihi tam olarak bilinmesede yaklaşık olarak 592 olarak kabul ediliyor. Ölüm tarihi ise net olarak  642’dir.

Yezidilik ise tüm kaynaklarda geçen ortak paragrafı aynen kopyalıyarak aktarıyorum ;

« Yezidilerin kökenleri ve tarihleri ile ilgili somut, yeterli bilgi ve belgeler mevcut değildir. Yezidilik inancının öncülü Şeyh Adiy’in Adaviler (Adaviyye) tarikatıdır. Yezidilerce, Yezidi inanç sisteminin kurucusu ve peygamber olarak kabul edilen Şeyh Adiy Bin Musafır, aslında Kadiri tarikatının kurucusu Abdülkadir Geylani ile birlikte İslam alimi İmam Gazeli’den ders almış; Müslüman inançlı bir sufi olarak kabul edilmektedir. 1072 yılında Lübnan’da Baalbek’te dogan Şeyh Adiy, 1116 yılındaki Mekke’ye hac ziyaretinden sonra öldüğü 1162 yılına kadar Laleş Vadisi’ndeki (Kuzey Irak’taki Duhok İli ‘nin yaklaşık 29 km. doğusunda, Musul’un da 57 km. kuzeyindedir) eski bir Hıristiyan manastırını dergaha çevirerek mürit yetiştirmiştir. Adiy bin Musafir 1162 yılında öldüğü zaman Laleş’teki dergahına gömülmüş ve türbesi çok geçmeden hac ziyareti için gelinen tapınağa dönüştürülmüştür. Şeyhin vefatından sonra makamına yeğeni Abu’l Bereket bin Sahr seçilmiş; onun önderliğindeki müritleri “Adaviler” adıyla anılmaya başlamıştır. Tarikat ise Adavilik ve bilahare Sehbetilik diye adlandırılmıştır. Adaviliğin antik inançlarla sentezlenmesi ve Hakkari yöresindeki aşiretler arasında yaygınlaşması, tarikatın başına geçen Şeyh Adiy’in torunu Hasan bin Adiy döneminde olmuştur. Moğolların bölgeyi istilasından sonra 13 ve 14. yy.da bölgedeki otorite boşluğundan yararlanan Yezidilik faaliyeti, Musul, Hakkari, Botan çayı yöresi, Cizre, Nusaybin, Mardin, Van ve Urmiye’deki aşiretler arasında kök salmıştır. 1415 yılına kadar unutulan ancak bu tarihten itibaren taraftar kazanmaya başlayan ve bilahare Yezidilik adını alan Şeyh Adiy’in öğretisinin öncülü olduğu bilinmektedir….. »

El insaf, Halid Bîn Velid’ten 500-600 yıl sonra ortaya çıkan bir dinsel topluluğu Halid Bîn Velid nasıl katletmiştir ? Sayın Ahmet Türk’e bu bilgi notunu verenler bunu açıklama getirsinler bizde anlayalım. Eğer kasıt Haricilikse o başka bir tartışma konusudur. Haricilerin büyük çoğunluğu Arab kabilelerdir. Yezidilerin ise birçok kaynak Kürt Olduğunu söylüyorsa da bazı kaynaklarda Arami olduklarını zikrediyor.

.  Yezidilik Şeyh Adiy Bin Musafır hazretleri tarafından kurulmuş bir dindir.

Son dönemlerde bir kesim tarafından Halid Bîn Velid’in Diyarbakır’a gelişinde büyük bir kürt katliamı yaptığı söylentisi yayılmaya çalışılmaktadır. Bu çabanın ne amaçla yapıldığını anlamak zor ama ne resmi kayıtlarda (Arab tarih belgeleri, Süryani kadim belgeleri ve Ermeni belgeleri) öyle bir bilgiye rastlanmamaktadır. Müslüman orduları Diyarbakırı kuşatınca iktidarda Bizanslılar var. Şehirde ise Süryani ve Ermeniler yaşamaktadır. Kürtler ise tamamiyle bu bölgenin dışındadır. Çok güçlü bir rakiple karşı karşıya olduğunu bilen (ki askeri ve siyasi dehası her kesimce tastik edilir) Halid Bîn Velid kürt aşiret beylerine iltifatlar içeren mektuplar yazarak ittifak taleb eder. Ve bunu da başarır kılıç zoruyla hiçbir zaman bir dayatmayı kabul etmeyen kürtler bu talebe olumlu cevap verir. (özelliklede cizre ve botan beyleri). Hatta bu ittifaka bu beyler uzun bir süre kendilerini bu soydan geldiklerini ifade edecek kadar bağlı kalmışlardır. ( Bu bilgiye gogole dan kısa bir arama yapan herkes ulaşabilir). Şehirde yaşayan Süryani ve Ermenilere sorulduğunda kendilerine karşı bir katliamın yaşanmadığını ifade ediyorlar. Hatta Bizans döneminden daha rahat bir dönem geçirdikleri ifade edilir. Ayrıca belirtmek isterim ki, bir dünya dini olan Hiristiyanliğı bir tek kürt aşireti benimsememesine rağmen kürtlerin tüm aşiretlerinin kabul ettigi tek din müslümanlıktır !

Peki müttefiki kürtlere neden katliam uygulasın ? Kaldı ki, arab iktidarı kısa bir döneme takabül eder ama Halid’in oğlu Hz. Süleyman’ın mezarı Diyarbakırdadır ve Kürtler tarafından tarih boyunca ve günümüzde en kutsal mekan olarak kabul edilmektedir. Bu sizce bir tezat oluşturmuyor mu ? Günümüzden bir örnek verecek olursak, düşünün ki Saddam’ın oğlu Uday’ın mezarı Erbil veya Zaho’da olsaydı ne olurdu ?

Kürt alimlerin büyük bir bölümünün yetiştirilmesinde (Siirt-Tillo), Ehli Beyt mesuplarının ve Alevilerle, Süryani ve Ermeni kardeşlerimizle dayanışmada en büyük katkı gene bu soydan gelen alimlerin katkısıyla olmuştur. Benim ve ailemin ellerinde katliam kanı (Süryani Kadîm, Ermeni ve Yezidi) yok ama ispatlayan olursa dedelerimin suçunun sorumluluğunu üstlenmeye ve mağdurlarının hükmedeceği sorumlulukları yerine getirmeye amade olduğumu ifade etmek isterim !

Bir milleti yüceltecek olan tarihsel olaylara objektif bir yaklaşımdır. Tarihsel gerçeklik isteğimize göre şekillenmez bunu Türkler 1923 ten sonra güneş dil teorisiyle denediler sonuçlar ortada. Artık ben söyledim olurla olmuyor o dönem çoktaaan geçti.

Coğrafyamızda zaten yeterince trajedik olaylar yaşandı yaşanıyor hayali trajediler yaratmak sadece gerçek trajedilerin üstünü örter. Bunu yapanlarda iyi niyetli olarak adedilmez.

 Tarihi boyunca büyük trajediler yasamış bu cografyanın halklarına hayali trajediler üreterek yeni trajediler hazırlamayalım.

 

Mim Yavuz Binbay

 

Basin linkleri ;

 

http://www.kurdistana-bakur.com/modules.php?name=News&file=article&sid=6616

 http://www.rizgari.com/modules.php?name=News&file=print&sid=36704

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


+ 28 = 31