SİYASET KURUMU VE TOPLUMSAL SORUMLULUK – Mim Yavuz Binbay

Sans titre2016’ının ilk gününde İsviçre’de yeni konfederasyon başkanı görevi devraldı. Acaba dünyada kimse siyasette örnek olabilecek bu değişimle ilgilendi mi? Siyasette dünyaya örnek olabilecek diyorum çünkü ne seçiminde nede devir teslim törenlerinde bir kargaşa veya şaşaa yoktu. Seçim için bir siyasi çalışma gerekmiyor her iki yılda Federal Konsey üyeleri arasından biri bu görevi devralıyor. Ne bir seçim mitingi nede devletin en üst organını koordine edecek kişiyi yıpratacak partiler arası bir çekişme söz konusu değil. Çünkü bu görev İsviçre’de bir ayrıcalık değil bir vatandaşlık görevi olarak addedilir. Sayın Johann N. Schneider-Ammann’a bu vatandaşlık görevinde başarılar diliyorum. Ve bu örneğin tüm dünya demokrasilerine örnek olmasını diliyorum.

Siyaset Arapça, politika ise yunanca kökenli kelimelerdir. Siyaset kelimesi Arapçadaki varlığı atların terbiye edildiği antik çağlardan öncesine kadar uzanır çünkü at terbiyecisi veya bakıcısı seyise verilen isimde bu kökenden türetilerek verilmiştir. Politika kelimesinin kökeni de antik çağlara kadar uzanır.

Siyasetin genel anlamda kabul gören tanımı ve rolü, bir toplumda çatışma halinde olan çıkarların uzlaştırılması faaliyetidir. Siyaset Bilimi geçmişte dar anlamda devlet ve iktidar kavramları üzerine araştırmalar yapmaktayken günümüzde, siyasal kararların tahlili, sosyal grupların karar ve etki ilişkilerindeki rolü, siyasal katılma, sosyal yapı ve iktidar ilişkisi, siyasal değişme ve gelişme gibi konuları da incelemektedir.

Tarih boyunca siyasetin uygulama yöntemleri çağdan çağa, toplumdan topluma değişiklik göstermiştir. Siyasetin uygulama yöntemleri ve işlevleri o toplumun toplumsal yapıda yer alış seviyesini ve biçimini de yansıtmıştır. Şehir devletlerinden imparatorluklara, karma devlet yapılanmalarından ulus devlet yapılanmalarına, çoğulcu yönetimlerden diktatörlüklere kadar tüm yönetim biçimlerini uygulama yöntemlerini belirleyen siyasetin uygulanış biçimiyle yansıtır. Bu uygulanış biçimleri de her toplumda kendi sosyolojik yapısına uygun değişiklikler arz eder.

Siyasette haklılık yoktur, başarı ve başarısızlık vardır. Çünkü siyaset sorunlara çözüm bulma ve uygulama yöntemleridir. Yöntemde haklılık olmaz soruna uygulanan yöntem sorunu çözüyorsa başarıdır tersi ise başarısızlıktır.

Türkiye’de siyaset, sorunları çözme esası yerine, toplumda haklılık algısı oluşturma esası üzerinden yapılmaya çalışılır. Bu algıyı oluşturabilmek içinde aşağıdaki yöntemler uygulanır.

Siyasette korku kültürünü yaymaya çalışmak. Bu yöntemle çözüm sunmadan sadece olumsuz örnekler propaganda yoluyla topluma dayatılarak bir korku atmosferi yaratılmaya çalışılır. Bu yöntemle toplum olumsuzlukları çözüm üretmeyen bir tartışma girdabında sürü psikolojisine hapsederek bir taraftar haline dönüştürülür. Sürüden koptuğunda kurt kapacak algısıyla kısır bir döngüde tutulur.

Yapıcı değil, yıkıcı olmak, çözüm sunamamak. Olumsuzlukların tüm sorumlusu olarak rakiplerini göstererek kendi çözümsüzlüklerini gizlemek amacı güdülür. Oysa siyaset kurumuna toplum olarak bu olumsuzlukları çözme yükümlülüğü verilmiştir. Siyasi partiler her ne kadar ayrı yapılanmalar olarak görünse de kurumsal olarak toplumsal sorunları bir bütünsellik içinde çözümler üretmekle yükümlüdürler. “siyasetçilerimiz” bu yükümlülüklerini topluma unutturmak için sadece rakiplerine suçlamalarda bulunarak bir karşıtlık algısı oluşturmaktadırlar. Başarılarını rakiplerinin başarısızlığında, çalışma alanlarını rakiplerinin yıkımında görerek toplumu hep viranelerde yaşamaya mahkûm etmektedirler. Oysa toplumda var olan ve çözülemeyen sorunlar top yekûn siyaset kurumunun başarısızlığı ve kısır döngüsünün ürünü olduğu unutulmamalıdır. Yıkımlarla virane dönüşen toplumlar zayıf toplumlardır çözüm üretemez. Çözüm üretebilen toplumlar istikrarlı güçlü toplumlardır.

Muhalifini rakip değil, düşman görerek. Bu yöntemle toplumu karşıtlık algısıyla kamplara bölerek basit yöntemlerle kontrol edilebilen edilgen bir konuma getirilmektedir. Karşıtlık politikaları çözüm üretmeyen, uzlaşmaz ve çatışmacı bir ortam yaratmaktadır. Bu ortamda politikacılar kendi çıkarları etrafında uzlaşmakta ancak topluma yansımasına baktığımızda çatışmacı uzlaşmaz çelişkileri körükleyerek derinleştirmektedir. Rakiplerine en ağır suçlamalar ve hakaretler yöneltilerek taraftarlarına karşılığı olmayan bu tür söylemleri bir başarı ve güç gösterisi olarak sunmaktadırlar.

İletişiminin merkezine manipülasyonu koyarak. Haklılık propagandası algısı üzerinden toplum manipüle edilerek çözümsüzlük gizlenmektedir. Sürekli karşılığı olmayan ajitatif söylemlerle bu toplumsal algı canlı tutulmaya çalışılmaktadır.

Toplumu hafızasız, basit propaganda teknikleriyle ikna edilebilir bir nesneye dönüştürmek. Yukarıda saydığımız yöntemlerin tümü toplumu hafızasız bir yapıya dönüştürme çabasıdır. Siyaset kurumunun eksikliğiyle ortaya çıkan sorgulanmadan bir hata yeni bir hata üretilerek kapatılmaktadır. Hafızasız bir toplum sorgulayamaz.

Sorgulayamayan bir toplum çözüm üretemez ! Toplumsal hafıza toplumsal sorunlara bulunan ve uygulanabilen deneyimlerle oluşur. Bu yöntemle toplumsal hafızanın oluşması engellenmektedir.

Ayırım gözetmeden tüm siyasetçilere sormak istiyorum; bu ülke kurulduğundan beri bu ülkeyi siz siyasetçiler yönetiyorsunuz ve bu sorunlar hep var, hangisine çözüm üretebildiniz ?

Bugünkü tablo ortada, ülke bir iç savaşın eşiğine gelmiş durumda, her gün onlarca genç ana kuzusu fidanımız canını yüz yıldır üretemediğiniz çözümsüzlükler sebebiyle canını kaybetmekte. Yüzbinlerce insan kendi ülkesinde mülteci konumunda. İnsanlar geleceklerinden umutsuz öfke, çözümsüzlük ve çaresizlik kıskacında çırpınmakta. Durum ortadayken hala gencecik fidanların canları üzerinden, masum insanların gelecekleri üzerinden karşılığı olmayan haklılık nutukları atmak çözüm üretmediği gibi çözümsüzlüğü derinleştirmektedir.

Bu durum sadece karşıtlarınızı suçlamakla açıklanacak bir durum değildir. Top yekûn hepinizin siyaset kurumunun eseridir. Toplum sizden bin bir bahane üreterek hamasetle attığınız “haklılık” nutukları değil göreviniz olan çözüm siyaseti bekliyor!

Nutuk politikalarıyla sorunları ötelemeyen, Mazlum halklarımızın sorunlarına ve gencecik fidanlarımıza sahip çıkabilecek sorumluluk sahibi siyasetçilerin yetişmesi dileğiyle!

Haberin linkleri;

http://www.kurdistan-aktuel.org/dunya/iya-et-kurumu-ve-toplum-al-orumluluk–h2740.html

http://www.ozgurhabergazetesi.com/makale.asp?makaleno=3604

http://www.kurdistana-bakur.com/modules.php?name=News&file=article&sid=8588

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


+ 28 = 32