Işığın efendisi îbn-î Heysem – Mim Yavuz Binbay

Sans titre1050 yıl önce Basra’da doğan Îbn-i Heysem’in asıl ismi Hasan’dır. Dünya medeniyetlerine kaynaklık eden coğrafya Beyt-nahreyn/Mezopotamya’da yetişen nadide bilim insanlarından* biridir. Eğitimine dönemin bilim merkezlerinden Bağdat’ta başlayan Îbn-i Heysem daha sonra eğitimini Mısır’da devam ettirdi. Burada kendini tamamen dış dünyadan soyutlayarak kendini bilimsel araştırmalara adadı.

İbn-i Heysem (Arapça: ابن الهيثم, tam adı: ابو علی، حسن بن حسن بن هيثم‎ Abū ‘Alī al-Hasan ibn al-Hasan ibn al-Haytham, Latince: Alhacen ya da Alhazen), Arap fizikçi, matematikçi ve filozoftur. 965’te Basra’da doğdu, 1038-1040 yılları arasında Kahire’de öldü. Fizik, matematik ve felsefe alanlarında bilime önemli katkılar sunan çalışmalar yapmıştır.

İbn-i Heysem Mısır/ Şiî-Fâtimî Devleti hükümdarlarından El-Hâkim tarafından Mısır’a dâvet edildi. Mısır’a gitmeden önce, Nil Nehri ile ilgili bir sulama projesi ve bazı teknik çalışmalarda bulunmuş, Nil Nehrinden nasıl daha verimli bir şekilde yararlanılabileceğini araştırmıştı. Projesini Fâtımî Sultânı El-Hâkim’e açıklayınca, sultan projenin gerçekleştirilmesi için ona her türlü yardımı yapacağını bildirdi. İbn-i Heysem, Nil Nehri boyunca teknik incelemelerde bulundu. Yaptığı projelerin başarılı bir şekilde uygulanmasının o günkü teknik şartlarda mümkün olmadığını görünce, hükümdardan af diledi. İbn-i Heysem, El-Hâkim’in öfkesinden korkarak, gözden ırak bir yere çekilip hükümdardan uzak durmaya karar verdi. Sessizce bilimsel çalışmalarını sürdürerek birçok eser yazdı. Bilim tarihçilerine göre, İbn-i Heysem’in hayatının bu dönemi en verimli ve başarılı devri olmuştur.

Öklit ve Apollonius’un geometrik ve sayısal metotlarını geliştirdi ve pratik uygulama alanlarını işaret etti. Geometri ve matematiğin inşaatçılık alanında uygulanmasında katkıda bulundu.

Antik bibliyografyacılar, 50’den fazlası günümüze ulaşan, en az 96 bilimsel çalışmayı İbn-i Heysem ile anmaktadırlar. Sahasında otorite sayılan ve hacimli bir kitap olan Kitab el-Menazir (Optik Kitabı) dışındaki çalışmalarının yarısı sadece matematik, 14’ü optik ve 23’ü astronomi üzerinedir. İbn-i Heysem ayrıca matematik felsefesi, statik, hidrostatik ve zamanının -cebir hariç- bütün matematik dallarıyla alâkalı değişik konular üzerine yazmıştır.

Orta Çağ’da Lâtince, İtalyanca ve İbraniceye çevrilen İbn-i Heysem’in çalışmalarına gösterilen itibar ve bu eserlerin tesiri çok az esere nasip olmuştur. Onun, Optik Kitabı ve Yakıcı Parabolik Aynalar Üzerine adlı incelemelerinin Lâtince tercümeleri, optik çalışmalarına yüzyıllarca kaynaklık yapmıştır. Matematik sahasındaki çalışmaları da; Roger Bacon, Fribourg’lu Frederick, Kepler, Snell, Descartes, Huygens ve daha nicelerine tesir etmiştir.

İbn-i Heysem geometrik çalışmalarının birinde, paraboloid ve küre gibi katıların hacmini hesaplamıştır. O, integral toplamı metodunu kullanmış ve Öklit’in Elementler adlı kitabındaki bir önermeyi genelleştirmiştir. Başka bir incelemede, iki boyutlu şekillerde çevre aynı olmak şartıyla çemberin en büyük alana, katılarda ise yüzey aynı olmak şartıyla kürenin en büyük hacme sahip olduğunu ispatlamanın yolunu açmıştır. Bu problemleri çözmek için İbn-i Heysem, ikili integrale yol açan, katıların bilinen ilk açı teorisini formüle etmiştir. Bu çalışma, projektif metot ve sonsuz küçükler metodunu birleştirmekle matematik sahasında zamanının en ileri incelemesi olmuştur.

İbn-i Heysem’in en önemli geometrik incelemelerinden bazıları, konik kesitler teorisi üzerinedir. MÖ 3. asırda yazılan Apollonius’un Konikler adlı eseri, MS 9. asırda Arapçaya çevrilmiştir. Fakat Konikler’in son (sekizinci) kitabının Yunanca aslı uzun zaman önce kaybolmuştu. İbn-i Heysem’in hacimli bir incelemesi, kaybolan bu kitabın yeniden inşası için kullanılmıştır. O ayrıca, antik zamandan beri bilinen düzgün yedigen gibi katı cisimleri ve yenilerini inşa etmek için konik kesitleri kullanmıştır.

Kendinden önceki matematikçiler, yeni geometrik şekil modellemeleriyle ilgili özel problemler üzerine yoğunlaşmışlardı. Oysa İbn-i Heysem, geometrik şekillerin, konik eğrilerinin arakesitleri yardımıyla sistematik olarak kurulabileceğini göstermiştir. Ayrıca, bu eğrilerin, noktalar halinde inşa edilebileceği ve sürekli olarak çizilebileceğini ortaya koymuştur. İbn-i Heysem “nokta tabanlı geometrik transformasyon” üzerine yaptığı çalışmalarıyla, sürekli hareket kavramının geometriye girmesine vesile olmuş, ardından, ilk defa geometriye dayalı bir uzay kavramını geliştirmiştir.
Felsefeye Bakışında, insanların çeşitli inanç ve görüşlerine karşı, gerçeğe az veya çok yaklaşana kadar hep şüpheyle yaklaşmıştır. Ona göre gerçeğe ancak unsurunu hissî ve formunu aklî malzemenin teşkil ettiği “ârâ” yani reyler ile ulaşılır. Böylece mantık süzgecinden geçirilerek idrak edilir. Böyle bir gerçek, felsefi çalışmanın gayesidir. İbn-i Heysem felsefeyi bütün bilimlerin temeli olarak kabul eder. Felsefeyi diğer bilimlerin temeline koyması, doğa bilimlerindeki başarılarından biridir.

İbn-i Heysem bilim anlayışı diğer pek çok özelliğinin yanında, Antik Yunan bilim anlayışını ortaçağ İslâm dünyasında başarılı şekilde temsil etmiş bir bilim adamıdır. Onun anlayışına göre, bilim, tam anlamıyla, olgunun bağlı bulunduğu kanunları, gözlem ve deneyin sağladığı ışık altında matematiksel olarak ifade etme etkinliğidir. Bilginin “sağlamlığa” ve “tartışmazlık statüsüne” ulaşmasını ise ancak konunun bir yöntem dâhilinde ele alınmasıyla sağlanacağını ve konunun mutlaka olgusal ve matematiksel boyutlarını dikkate almak gerektiğini açıkça vurgulamaktadır. Ünlü yapıtı Kitâb el-Menâzır bu tavra bağlı kalınarak hazırlanmış önemli bir çalışmadır. Burada tümevarım ve tümdengelim akıl yürütme teknikleri çok ciddi ve dikkatli bir biçimde deneysel kanıtlamanın ışığında kullanılmıştır.

Kitâb el-Menâzır ışığın doğası hakkında felsefi bir tez değil, onun özelliklerini matematiksel ve deneysel olarak araştıran bilimsel bir incelemedir. Bu kitabın en belirgin özelliği otoritelere bağlanmadan, tamamen deneysel, matematiksel ve tümevarımsal akıl yürütmeye dayanan tartışmalardan oluşturulmuş olmasıdır.

Îbn-i Heysem’in araştırmaları sonucunda bilim ışığın doğası hakkında somut verilere ulaşmıştır. Îbn-i Heysem’in sunduğu verilerden önce ışığın sonsuz bir hızla ilerlediği düşünülen ışığın sınırlı bir hızının olduğunu, az yoğun ortamdan daha yoğun ortama geçişte kırılma olgusu konusunda bilime yüzyıllar boyunca yön verecek, kaynaklık edecek katkılar sunmuştur. Fotoğraf makinesinin temeli olan karanlık odadan kırılma ve yansıma sunduğu bu bilgilere dayalıdır.

Îbn-i Heysem kendisinden iki yüzyıl sonra Bacon’ın çalışmalarına ilham kaynağı olmuştur. Kendisinden altı yüzyıl sonra ışığın yoğun ortamda daha hızlı ilerlediğini iddia eden Descartes ise Îbn-i Heysem’den geri duruma düşüyordu.

Işığın efendisi Îbn-i Heysem dehasıyla Descartes’tan Huygens’e, Da Vinci’den Kepler’e kadar onlarca bilim insanını etkilemiş araştırmalarına kaynaklık etmiştir.

İbn-i Heysem, çağının bilim otoritelerinden biri olmuştur. Olağanüstü keskin bir görüş, anlayış, analiz ve zekâya sahipti. Aristo ve Batlamyus’un fikirlerini inceleyerek hatalarını bulup katkılarıyla bu hataları düzeltti. Birçok eseri inceleyerek Arapçaya tercüme etti. Tıp bilimine de birçok katkı sundu.

Geometriyi mantığa uyguladı. Euclid ve Apellenius’un geometrik ve sayısal metotlarını geliştirdi ve pratik uygulama alanlarını bilim dünyasına sundu. Geometri ve matematiğin inşaatçılık alanında uygulanmasında katkıda bulundu. Kendinden önceki bilim adamlarının matematik, geometri ve astronomi alanındaki bilgilerini inceleyerek bu alanlarda kendi teorilerini geliştirerek bilim dünyasına sundu. Örneğin; Aristo ve Batleamus‘a ait olan dünyanın, uzayın merkezi olduğu şeklindeki görüşleri eleştirdi. Dünya merkezli bir uzay sisteminin kesin olmayacağını, uzayda daha başka sistemlerin de bulunabileceğini ve güneş sisteminin mevcut olduğunu ortaya koydu. İbn-i Heysem’den yüzlerce yıl sonra, İbn-i Şatır, Batruci, Newton ve Kepler, Güneş sistemi teorisiyle bugünkü teoriyi geliştirdiler.

Bin yıl önce Îbn-i Heysem’in kıvılcımı, bugünün bilim dünyasını aydınlatan ışık uygarlığının kaynağını oluşturdu.

Onun bulguları sayesinde gözlük, teleskop, mikroskop, prizma vb… aletlerin ve bilimin gelişiminde büyük etkilerde bulundu ve bulunmaya devam etmektedir.

Îbn-i Heysem’den sekiz yüzyıl sonra 1815’te Fresnel ışığın dalga olduğunu bularak ışığın ne olduğunu buldu. Sonraki yıllarda Faraday, manyetik alandan geçen ışığın polarizasyon yönünün değiştiğini fark ederek ışıkla elektromanyetizma arasındaki ilişkiyi keşfetti.

Maxwell 1865’te ışıkla ilgili yüzyıllık birikimleri zirveye taşıyarak elektromanyetik dalga kuramını oluşturarak ışığı uzay boşluğunda ilerleyen bir elektromanyetik alan olarak modelledi. Maxwell’in matematiksel denklemleri ile Îbn-i Heysem’e kadarki gözlemler tam bir uyum içindeydi.

Ve bilimin bin yıl önce Îbn-i Heysem ile başlayan yolculuğu günümüzde uzay araştırmalarında, tıp ve sağlık sektörüne, gıda sanayinden ulaşıma ve görsel sanatlara kadar yaşamın her alanında devrimler gerçekleştirmeye devam ediyor.

Işığın ve ışığa bağlı teknolojilerin yaşamımızdaki önemine vurgu yapmak amacıyla, UNESC0 205 yılını “Uluslararası ışık yılı” olarak ilan etti. UNESCO’nun bu kararında etken olan Îbn-i Heysem’in optik çalışmalarını topladığı Kitab-ül Menazir isimli eserinin bininci yılı, Einstein’in ışığın davranışlarını betimlediği görecelik kuramının yüzüncü yılı ve Fresnel’in ışığın dalga yapısını göstermesinin iki yüzüncü yılı olmasıdır.

Arap etnik ve kültürel kimliğine sahip olan “Işığın Efendisi” Îbn-i Heysem tüm çalışmalarını etnik ve kültürel kimliğiyle bütünleşerek yapmış ve yansıtmıştır. Dünyada onu öyle tanımış, yüzyıllar sonrada öyle tanıyacaktır. Asla devşirme olmamıştır.

Bilime ve insanlığa yaptığı katkılarından dolayı Beyt-nahreyn/Mezopotamya coğrafyasının yetiştirdiği değerli bilim insanını “Işığın Efendisi” Îbn-i Heysem’i saygı ve minnetle anıyorum.
İbn-i Heysem’in yazdığı eserlerden bâzıları şunlardır:

1. Kitâb-ül-Câmi’ fî Usûl-il-Hisab: Matematiğin esasları ve metodolojisi ile ilgili bu eserinde, matematik, geometri, cebir, geometrik analiz gibi temel konuları îzâh etmiş, örnek çözümler ortaya koymuştur.
2. El-Muhtasar fî İlm-il-Hendese: Euclid geometrisinin tedkik ve tenkidine dâirdir.
3. Kitâbun fîhi Rüdûd alel-Felâsifet-il-Yunâniyye ve Ulemâ-il-Kelâm: Eski Yunan filozoflarına ve onlara uyan bâzı kelâm âlimlerine reddiye olarak yazılmıştır.
4. Kitâb-ül-Ezlâl: Ay ve güneş tutulmaları hakkındadır.
5. Risâletün fî Keyfiyet-ül-Ezlâl: Gölgenin meydana gelmesi incelenmiştir. Eser, 1907 senesinde Almancaya çevrilerek bastırılmıştır.
6. Kitâbun fî İlm-il-Hendese vel-Hisâb; Matematik-geometri ile ilgilidir.
7. Kitâbun fil-Cebri vel-Mukâbele.
8. Makâletün fî İstihrâcı Semt-il-Kıble fî Câmi-il-Meskûneti Bicedâvilîn: Bütün dünyânın o zamanki yerleşim merkezlerinde kıblenin nasıl bulunacağının hesaplanması ve bunların cetvelleri ile ilgilidir.
9. Risâletün fî Şerhi İtticah-il-Kıble: Kıblenin bulunması hakkındadır.
10. Kitâbun fî Hayât-il-Âlem: Kâinâtın düzeni ve sistemi hakkındadır. Eser, İspanyolca, Lâtince ve İbrâniceye çevrilmiştir.
11. Kitâbu Hey’et-il-âlem,
12. Risâletün Âmil-il-Aynî vel-İbsâr: Gözün yapısı ve görme olayının incelenmesi hakkındadır.
13. Şerh-ü Mecisti ve Telhîsihî,
14. Kitabün fî Âletiz-Zıl,
15. Kitâb-ut-Tahlîli vet-Terkîb-il-Hendesiyyîn.

*Bilim tarihinde yer alan bazı Arap kökenli bilim insanları:

Dünyada mekanik alanında ilk defa “ robot” icat eden mücit Ebu Ma’şer Belhi ( 785-886 )’dır.
Dünyada fizik alanında ilk defa “ ses olayı”nı inceleyen,Farabî (873-950)’dır.
Dünyada matematik alanında ilk defa “ sıfır rakamını” kullanan, Harezmî ( 780-850) ’dır.
Dünyada optik alanında ilk defa “ fotoğrafın modelini” deneyen,  İbn-i Heysem ( 965-1038) ’dır.
Dünyada tıp  alanında ilk defa “ hayvanlar üzerinde deney – kobay” yapan,  Razi ( 866-932) ’dır.
Dünyada kimya alanında ilk defa “hayvan gübresinden amonyak” elde eden, Cahız ( 767-869 )’dır.
Dünyada fizik alanında ilk defa “ ateşte yanmayan kağıdı”  ilk imbik  keşfeden , Cabir Bin Hayan ( 11.yy )’dır.
Dünyada coğrafya  alanında  ilk defa  “karaların kuzeye kaydığı tezini” ortaya koyan,   Bîrûnî (973-1049)’dir.
Dünyada botanik alanında ilk defa “tarladaki mahsullere zarar veren otları” keşfeden,  İbn-i Baytar ( ?-1248) ’dır.
Dünyada tarih  alanında ilk defa “ tarihe mantık ilkeleriyle ilim vasfını” kazandıran, İbn-i Haldun ( 1332-1406) ’dır.
Emevi prensi Halid bin Yezid’in (ö. 704) başlattığı tercüme faaliyeti çerçevesinde Mısır’dan gelen Yunanca’ya hakim olan bazı insanlara özellikle tıp, kimya ve astroloji ile ilgili kitaplar tercüme ettirildi. Pratik ihtiyaçlarla ilgili bu çevirilere duyulan ilgi Yunanca dışında Süryanice ve Kıptice eserlerin de çevrilmesi ile devam etti. Başlangıçta sınırlı olan konular Halife Mansur döneminde edebi, felsefi, metafizik, astroloji, aritmetik, geometri, astronomi, müzik teorisi, etik, fizik, zooloji, botanik, farmakoloji, veterinerlik, tıp, askerlik sanatı, hikmetli sözler, birçok alana yayıldı. Hint, Yunan, Çin, İran uygarlıklarına ait çeviriler Urfa, Nusaybin, Harran ve Cündişapur Medreseleri aracılığıyla geniş bir alana yayıldı.[4]
Ebu Musa Câbir bin Hayyan (722-804): Bu dönemin en önemli kimyacısı olarak Harun Reşid’in saray alimi.
Yahyâ ibn Ebû Mansûr, Đbn Mûsâ Hârezmî ve Abbâs ibn Sa’id el-Cevherî gibi astronomlardan bahsetmek gerekir. El-Memun Batlamyus’ un Almagestine dayalı olarak geliştirilen Zicler yaptırdı. Bunların sonuçları Habeş el-Hâsib tarafından Zic el-Mumtahan adlı bir kitapta toplandı. 877’de ise Suriye Rakka’da Battanî tarafından özel bir gözlemevi kuruldu. Battanî’nin 911’de yazdığı astronomi kataloğu Zîc-i Sâbî uzunca bir dönem bu alanda yazılmış en kapsamlı eser olarak kaldı. Kitabın trigonometriye ayrılan üçüncü bölümünde yer alan sinüs ve tanjant cetvelleri kitabın en orijinal bölümü sayılır.
El-Harezmî (780 civarı – 850 civarı)
İbn Ishāk el-Kindī (801–873): Felsefeci ve hezârfen bilim insanı. Yunanca’dan Arapçaya çok sayıda çeviri yaptı. İslam’da Aristoculuk olarak bilinen akılcı Meşşailik felsefe akımının kurucusudur. Beyt’ül Hikmet’de çalıştı. Simya ve astrolojinin temellerine ilişkin eleştiriler yaptı ve çok sayıda bilimsel konu hakkında katkılarda bulundu.
Abbas Kasım İbn Firnas (810–887) – Ebu Hanife el-Dinaveri (828 – 896)
Sabit bin Kurra (835–901) – Battanî (850–922) – Ebu-l Kasım el Zehravi (936–1013)
İbnünnedim (yaklaşık 932-995/998) tam adıyla Ebü’l-Ferec Muhammed bin Ebî Ya’kūb İshâk bin Muhammed bin İshâk en-Nedî
İbn Rüşd – Ebu İshak İbrahim el-Zerkali, (Latince’de Arzachel) – İbn Nefis (İbn el-Nefis)
Hemdani – Nureddin Batrucî – El-Dimeşkî – El İdrisi – El-Bekrî – El-Makdisi – El-Mesûdî – Hemdani – İbn Havkal – İbn-i Cübeyr

Kaynakça :

Fiziğin Kültürel Tarihi – Zeki Tez
Hüseyin Gazi Topdemir Bilim ve Teknik Mayıs 2010 Ankara Tübitak Yayınları Bütün Zamanların En büyük Optikçisi:İbn el-Heysem
[MODERN OPTĞİN KURUCUSU:İBNÜ’L-HEYSEM HAYATI,ESERLERİ VE TEORİLERİ,HÜSEYİN GAZİ TOPDEMİR,ATATÜRK KÜLTÜR MERKEİ BAŞKANLIĞI,SAYFA.62-69], ek metin.
Bilim teknik dergisi sayi 574
[Ronchi,s.56,Sabra,1967,ss.96-97.]
a b [Winter,H.J.J.,1956,s.202]
[Kitab el-Menazır,7.Kitap,3.bölüm]
https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0bn-i_Heysem
Roshdi Rashed, Les Mathématiques infinitésimales du IXe au XIe siècle, 4 vols. (al-Furqan Islamic Heritage Foundation, London, 1993 to 2002).
M. Nazif, Al-Hasan İbn-i al-Haytham, Buhuthuhu wa kushufuhu al-basariyya, 2 vols. (Nuri Press, Cairo, 1942 to 1943).
Roshdi Rashed, Ed., Encyclopedia of the History of Arabic Science, 3 vols. (Routledge, London/New, 1996).
Sabra, The Optics of Ibn al-Haytham: Books I-III on Direct Vision (Warburg Institute, London, 1989).

Yazının linkleri;

http://www.diyarbakiryenigun.com/2015/11/14/isigin-efendisi-ibn-i-heysem/

http://www.ozgurhabergazetesi.com/makale.asp?makaleno=3495

http://www.siirtnews.com/haber-7387-isigin_efendisi_%C3%AEbn%C3%AE_heysem.html

http://www.siirtnews.com/yazar-295-isigin_efendisi_%C3%AEbn%C3%AE_heysem.html

http://www.kurdistana-bakur.com/modules.php?name=News&file=article&sid=8513

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


47 − = 42