Bin Asırda Geçse Soykırım insanlık suçudur ! UNUTMADIK! UNUTMAYACAGIZ! – Mim Yavuz Binbay

Soykırım bir insanlık suçudur. İnkâr etmek suç ortaklığıdır. Bu insanlık suçuna Karşı olmak ise insan olmanın ölçütüdür. Üzerinden bir asır geçmesi, başka olayların gelişmesi bu insanlık suçunun üstünü örtmez, suçu hafifletmez.

Kurucusu ve onursal başkanlığını yürüttüğüm, Beyt-Nahreyn Arap-Arami Birliği olarak; Beyt-Nahreyn coğrafyasının iki asal halkını hedefleyen, İttihat ve Terakki ve müttefiklerince gerçekleştirilen 1914 soykırımını hiçbir bahane arkasına sığınmadan insanlığa karşı işlenmiş bir katliam olarak değerlendiriyor ve soykırıma maruz kalan Ermeni ve Süryani kadim halkının acısını paylaşarak anılarının önünde saygıyla eğiliyoruz.

Soykırım mağdurları sadece Allaha ve iki semavi dinin (Müslüman ve Hristiyan) inandığı İsa Mesih’e inanan Hristiyan müminler olması sebebi ve bahanesiyle katledilmelerini insanlığa karşı işlenmiş suçun yansıra dine karşı işlenmiş bir suç olarak değerlendiriyor ve mağdurlara Allahtan rahmet diliyoruz.

Beyt-Nahreyn Arap-Arami Birliği olarak; Sami halk topluluklarından ( Arap-Süryani kadim ve İbrani) Müslüman olan Arap halkının bu soykırımdaki rolünü hiçbir bahane arkasına sığınmadan, çünkü insanlık suçu olan soykırım suçunun hiçbir bahanesi olamaz. Objektif bir metotla araştırarak sonuçlarını ulaşılan belge ve bilgilerle kamuoyuyla paylaşarak, sorumlularının teşhir edilmesi ve sorumluları olanların somut karşılığı olan, hakkaniyet ve uluslararası normlar çerçevesinde özür dilemelerini. Özürlerinin somut karşılığı olmayan, mağdur Ermeni ve Süryani kadim halkının acısını derinleştiren sadece sözlü yöntemlerin yeterli olmadığı, özrün, somut karşılığı olan tazminat veya mağdur tarafların maddi-manevi taleplerinin karşılanması gibi gereklerinin yerine getirmeleri hususunda teşvik edilmesi hususunda çaba harcayacağımızı deklere ediyoruz. Bu hususta ellerinde belge ve bilgi olanlara bu bilgi ve belgeleri, ayrıca mağdur tarafların somut taleplerini içeren önerilerin birliğimize araskem@gmail.com adresinden ulaştırmaları çağrısında bulunuyoruz.

Unutturulmaya çalışılan bir gerçekte şudur ki, silahlı güçleri olmayan esnaf, zanaatkâr, çiftçi ve aydınlardan oluşan Süryani kadîm ve Ermeni halklarına karşı soykırım uygulanmadan kısa bir süre önce (15-18 yıl) bölgede (Beyt-Nahreyn) önemli bir silahlı güce ve nüfus ağırlığına sahip olan Arap halkına (Şammar, Benî Valîd aşiretleri vd.) karşı çoluk, çocuk, kadın, yaşlı ayırımı yapılmadan başlatılan ve 10-15 yıl süren katliamlar süreci vardır. Bu coğrafyanın kanlı tarihinin bir süreci olan bu konuyu yakında belgeleriyle halkların vicdanına sunacağız.

Soykırım ve insanlık suçlarının, bir başka gruba karşı nefret ve düşmanlık yaymak amacıyla inkâr edilmesi insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.

Hem Holokost hem de Ermeni Soykırımı uluslararası hukuk nezdinde “insanlık suçu” olarak tanımlandı. Holokost yargılanmalarının esasını teşkil eden “insanlığa karşı suç” kavramı ilk defa 1915’te Ermeni Soykırımı nedeniyle kullanıldı. Müttefik kuvvetler, 24 Mayıs 1915 tarihinde yaptıkları ortak bir açıklamada, Osmanlı hükümetinin işlediği suç için, bu kavramı kullanmışlar ve bu tarihten itibaren “insanlığa karşı suç” uluslararası bir hukuk normu olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı sonunda,1919 yılı boyunca süren Paris Barış Görüşmelerinde, savaş sırasında işlenmiş suçları tespit etmek amacıyla bir komisyon kurulmuştur. Kurulan komisyon, Osmanlıların “insanlık suçu” işlediklerini karara bağlamıştır. İstanbul yargılamaları sırasında da, Ermeni katliamlarının failleri, Osmanlı ceza hukukuna göre yargılanırlarken, Mahkeme işlenen cinayetlerin insanlığa karşı bir suç olduğunu değişik biçimlerde de olsa ifade etmiştir.

Türkiye hâlâ soykırım rejiminin egemenliğini sürdürdüğü bir ülkedir. Geçmişte katliama uğramış (Ermeni, Süryani ve Rumlar) Hristiyan topluluklara ve diğer azınlıklara yönelik ciddi nefret suçları hala geniş bir kesim tarafından çok sıkça işlenmektedir. Bu konuda somut adımlar atılmadıkça, çeşitli bahaneler arkasına sığınılarak geçmişle objektif bir biçimde yüzleşmedikçe coğrafyamızda bir insanlık suçu olan katliam tehlikesi ciddi bir tehlike olmaya devam edecektir.

Yüzyıl önceki ittifakın yüz kızartıcı insanlık suçunun sonuçlarını yüzyıl boyunca tartışıp durduk. Ama ne yazık ki bulaşan lanetini utancını silmek bir yana hafifletemedik bile. Hala bu utancın gerçek sebeplerini ve sonuçlarını açıkça konuşmaktan çok uzak bahaneler uydurmakla meşgulüz. Kullanıldık, biz dostuz, kardeşiz ve yarım ağızla ama yükümlülük almadan, özür dilemenin yükümlülüklerini yerine getirme gibi bir çaba olmadan bu gibi söylemlerle vicdanlar susturulmaya ve yükümlülükten kurtulup gasp edilenleri sahiplenmenin yolları arandı. Hiçbir zaman insanlık suçu olan katliamın mağdurlarının acılarını hafifletecek en alt düzeyde bile bir girişimde bulunulmadı. Aksine maddi varlıkları yağma ve talan edildiği yetmezmiş gibi kültürel varlıkları da güneş dil teorisi benzeri yaklaşımlarla gasp edilme çabasına girildi. Basit bir örnekle, varsa samimiyet binlerce yıl birlikte paylaştığımız kültürel ve manevi değerlere özlem duyduğumuz bu kardeşlerimize bir minnet veya onlara karşı işlenen insanlık suçunu bahaneler uydurmadan katliamların, o gün kapalı kapılar ardında iştahla yapılan ittifaklar sonucunda yapıldığını deklere ederek, bu deklarasyonun sonucunda ortaya çıkacak yükümlülükleri asgari düzeyde de olsa net bir şekilde belirleyerek sunabilir miyiz ? en basitinden, bu kardeşlerimizin topraklarının bugünkü sahipleri her kim olursa olsun sembolik bile olsa bir tazminat ödemeyi düşünebilir mi ? Ama her şeyden önce bahaneler uydurmadan yüzyıl önceki ittifakın gerekçelerini ve faillerini açığa çıkarmak lazım.

İşte bu asgari yükümlülükleri yerine getiremediğimiz ve sonuçlarını objektif değerlendiremediğimiz için yüzyıl sonra aynı senaryoyla belki gene utanç verici sonuçlarını çocuklarımız ve torunlarımız bir yüzyıl daha tartışıp lanetli bir yüzyıl geçirecekler.

Bir yüzyılın lanetini tekrar yaşamamak için; varlığını başkasının yıkımı üzerine kuran politik yaklaşımlardan kurtulmak gerekiyor. Başkalarının yıkımı sadece viraneler doğurur varlığımızı viraneler üzerine konumlandırmayı kabul etmemeliyiz.

Bahaneler uydurmadan yüzyıl önceki ittifakın gerekçelerini ve faillerini açığa çıkararak devam eden bu lanetli oyunun figüranları olmayacağımızı yaşadığımız halklarla siyasi oyunlarla, tahakkümcü davranmadan samimi ittifaklar kurarak ve hayata geçirerek deklere etmek gerekiyor. Asgari düzeyde de olsa, yüzyıl önceki soykırımın mağdurlarının anısına saygının ve işlenen suçun kavrandığının ifadesi olarak acılarını dindirecek girişimlerde bulunmak ve günümüzde oynanan senaryo sonucunda yeni mağdurlar yaratmamak gerekiyor.

Kurucusu ve onursal başkanlığını yürüttüğüm Beyt-nahreyn Arap-Arami Birliği olarak;
İsviçre’nin yasalarında yer alan soykırımları suç sayan maddelerinde,
A)”Çeşitli kitap, resim veya diğer malzemeleri dağıtarak kamuoyunu şiddet veya nefrete teşvik etmek”
B)”8 Ağustos 1945 tarihli Londra Antlaşması’na ek Uluslararası Askeri Mahkeme Sözleşmesi’nin 6. maddesinde tanımlanmış suçlar ile; Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsünün 6.,7. ve 8. maddelerinde tanımlanan, soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş suçuna, bir grup veya üyelerine karşı şiddeti veya nefreti teşvik amacıyla, alenen göz yummak, inkâr etmek veya büyük ölçüde değersizleştirmek.” Eylemlerini insanlığa karşı işlenmiş suç olarak değerlendirmesi ilkelerini birliğimizin temel ilkeleri olarak benimsediğimizi deklere ediyoruz.

Beyt-nahreyn Arap-Aramiler Birliği olarak; Beyt-Nahreyn ve Anadolu medeniyetinin asal halkları olan Ermeni ve Süryani Kadim halklarının bu medeniyete katkıları için onlara minnet duyuyoruz. Kurdukları medeniyet hala yolumuzu aydınlatıyor ve onların eksikliğini hissediyor ve ihtiyaç duyuyoruz. Onların kurdukları medeniyetin yansıması olacağımızı, sahibi oldukları eserleri karartmadan, bu eserlerin yok olmasına izin vermeden bekçisi olacağız ve onları bu eserlerde yaşatarak tekrar buluşacağız. Onların bugünkü temsilcileriyle birlikte geleceği kurmaya çabalayacağımızı ve bu hususta onlarla her alanda ilkeli ittifaklara açık olduğumuzu deklere ediyoruz. Çağdaş bir geleceğin ancak bu şekilde somut adımlarla kurulabileceğine inanıyoruz.
Bu coğrafyada yer alan, uluslararası insani normlardan, halkların kardeşliği, demokrasiden ve soykırımlara karşı olan tüm toplumsal dinamikleri hiçbir bahane arkasına sığınmadan aynı yöntemleri benimseyerek bir yüzyıl daha katliamın lanetiyle yaşamamak ve geleceğimizi bu insanlık suçunun lekesinin gölgesine mahkûm etmeyecek objektif bir değerlendirme yaparak tavır almak gerekiyor.

Beyt-Nahreyn Arap-Aramiler Birliği olarak; bir yüzyıl önce 1914’te Ermeni ve Süryani kadim halklarına karşı işlenen insanlık suçu soykırım sebebiyle onları katliamcılara karşı koruyamadığımız için özür diliyor ve anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Bu hususta temsilcilerinin hükmedecekleri tüm gerekleri yerine getirmek için onların belirleyecekleri yöntemlerle acılarını hafifletecek maddi ve manevi tüm çabaları yapmaya hiçbir ön koşul öne sürmeden hazır olduğumuzu deklere ediyoruz.

Ermeni ve Süryani kadim kardeşlerimiz sizleri yüzyıl önce vuku bulan insanlık suçuna karşı koruyamadığımız için sizden af diliyoruz. Bu coğrafyanın asal bir unsuru ve katliam mağduru Arap halkının dinamikleri olarak bir daha asla diyoruz, bir daha asla böyle bir insanlık suçunun işlenmesine izin vermemeye çalışacağız bizi affedin!

Mim Yavuz Binbay

Linkler;

http://www.gelawej.net/index.php/yazarlar/konuk-yazarlar/1773-bin-asirda-gecse-soykirim-insanlik-sucudur-unutmadik-unutmayacagiz

http://www.siirtnews.com/haber-6549-bin_asirda_gecse_soykirim_insanlik_sucudur__unutmadik_unutmayacagiz__m.yavuz_binbay_yazdi.html

http://www.diyarbakiryenigun.com/2015/04/15/bin-asirda-gecse-soykirim-insanlik-sucudur-unutmadik-unutmayacagiz/

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


− 4 = 1