MOR GABRİEL MANASTIRI VE MANASTIR OKULU’NUN TURABDİN BÖLGESİNDEKİ ETKİSİ – Yakup Bilge (M.A.)

Kuruluşundan 12. yüzyıla kadarki dönemde

MOR GABRİEL MANASTIRI VE MANASTIR OKULU’NUN

TURABDİN BÖLGESİNDEKİ ETKİSİ – Yakup Bilge (M.A.)

Özet

Mor Gabriel Manastırı, Türkiye‟nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi‟nde, Süryani yazarların Turabdin (Mardin-Midyat bölgesi) olarak adlandırdıkları bölgede, kadim adı Kartmin olan Yayvantepe köyünün kuzeydoğusunda, 397 yılında Mor Şmuel ve Mor Şemun tarafından kuruldu. Manastır, 1614 yıllık tarihiyle dünyanın halen faal birkaç manastırından biridir. Başka bir deyişle Manastır, sadece bölgenin ve Türkiye‟nin değil ama dünyanın da devam eden en eski birkaç dini kurumundan birisidir. Süryani Kilise tarihinde önemli bir konuma sahip olan Mor Gabriel Manastırı, 615-1088 döneminde tüm Turabdin bölgesinin dini yönetimini üstlenen bir merkez oldu. Manastır‟da kurulan okul ise Süryani kilisesine aralarında patrik ve metropolitlerin de olduğu çok sayıda din adamı ve önemli eserler veren yazarlar yetiştirdi. Manastır Kütüphanesi‟nden günümüze kalan ve bugün British Library‟de bulunan bazı elyazmaları Manastır‟ın önemli bir dini ve ilim merkezi olduğunu gösteriyor. Manastır bugün de tüm dünya Süryanileri için önemli bir dini mekandır. Turabdin Metropolitliği‟nin merkez ofisi olan Mor Gabriel Manastırı, Süryani Ortodoks Kilisesi‟nin litürji geleneğini genç nesillere aktaran bir eğitim yeri ve dünyanın dört bir yanına dağılmış Süryanilerin ziyaret edip dua ettiği kutsal bir merkez konumundadır.

Abstract

Built in 397 by Saint Samuel and Saint Simon, Saint Gabriel Monastery is located in the northeast of the village of Kartmin, latterly known as Yayvantepe, which lies in the region of Turabdin (Mardin-Midyat region in the Southeast of Turkey). With its 1614 year history, it is one of the very few monasteries around the world that still remains active. In other words, it is one of the oldest religious institutions that continues its services today, not only in Turkey but across the globe. The Monastery has played a substantial role in the history of the Syriac Church. From 615 until 1088 it was the main and the only religious authority responsible for the administration of the entire region of Turabdin. The Monastery‟s clerical school raised and entrusted many patriarchs, archbishops, clergymen and great authors who went on to produce great pieces of work for the Syriac Church. Some calligraphic pieces from the Monastery‟s Library, which are today exhibited at the British Library, provide evidence that the monastery was once an important centre of religious enlightenment. Today, the Monastery is a valuable religious centre for the world‟s Syriac community, and currently hosts the central office of the Archbishop of Turabdin. Besides being a holy gathering point, it is also a centre of education that passes on the liturgy of the Syriac Orthodox Church to future generations. 2

Giriş

Mor Gabriel Manastırı, Türkiye‟nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi‟nde, Süryani yazarların Turabdin1 (Mardin-Midyat bölgesi) olarak adlandırdıkları bölgede, eski adı Kartmin olan Yayvantepe köyünün kuzeydoğusunda 397 yılına Mor2 Şmuel ve Mor Şemun tarafından kuruldu. Manastır, 1614 yıllık tarihiyle dünyanın halen faal birkaç manastırından biridir. Başka bir deyişle Manastır, sadece bölgenin ve Türkiye‟nin değil ama dünyanın da devam eden en eski birkaç dini kurumundan biridir.

 

Kuruluşuyla birlikte Hıristiyanlık aleminin doğuda kurulan önemli manastırlarından biri olan ve „‟doğu manastırlarının güneşi‟‟3 olarak adlandırılan Mor Gabriel Manastırı, kısa zamanda ünlendi ve adı, o dönemde sınırları Turabdin bölgesini de kapsayan Roma İmparatorluğu‟nun başkentleri olan Roma ve Konstantinopolis (İstanbul)‟da duyuldu. Mor Gabriel Manastırı, Roma imparatorları Arcadius (395-408), Honorius (395-423), II. Theodosius (408-450) ve Anastasius‟un (491-518) maddi yardım gönderdikleri manastırlardan biri oldu.

Mor Gabriel Manastırı, Süryani Kilise tarihinde önemli bir konuma sahiptir ve yetiştirdiği büyük azizlerden dolayı cemaat tarafından en kutsal dini merkezlerden biri olarak kabul ediliyor. Manastır 615-1088 döneminde tüm Turabdin bölgesinin dini yönetimini üstlenen bir merkez oldu ve bölgedeki manastır ve kiliselerin inşa ve onarımında önemli bir rol oynadı. Burada kurulan okul ise önemli bir ilim ve irfan yuvası oldu. Manastır Okulu, daha 5. yüzyılda önemli bir eğitim kurumu haline geldi ve 12. yüzyıla kadar aralarında çok önemli şahsiyetlerin de mezun olduğu bir eğitim merkezi oldu. Manastır Okulu‟ndan çıkıp Süryani Kilisesi‟nde hizmet veren sekiz patrik, ismini bildiğimiz 130‟u aşkın metropolit ve çok sayıda çok sayıda din adamı yetişti.

Mor Gabriel Manastırı ile Azak4 (İdil)‟in ilişkileri muhtemelen kadim dönemlere kadar iniyor. İdil, Süryani Kilise ve özellikle de Turabdin tarihinde çok önemli bir konuma sahiptir. Hıristiyanlık, Turabdin bölgesinde ilk İdil‟de müjdelendi ve buradan, İdil‟den tüm Turabdin bölgesine yayıldı. 2. yüzyılın başında İdil‟e Mirza adında bir metropolit atanmıştı ve 3

muhtemelen bu Turabdin bölgesindeki ilk metropolittir. İdil, Birinci Dünya Savaşı dönemine kadar Beth Zabday Metropolitliği adı altında Süryani Kilisesi‟nin Turabdin bölgesinde bulunan yedi metropolitlik bölgesinden biriydi. İdil bölgesinden olan İğnatius Behnam (ö. 1454) ise dini eğitimini Mor Gabriel Manastırı‟nda aldıktan sonra Süryani Ortodoks Kilisesi‟nin en yüksek dini makamı olan patriklik makamına yükselen ve eserler veren şahsiyetlerden biridir. İdil ve çevresi bugün Süryani Kilisesi‟ndeki dini otorite bağlamında Mor Gabriel Manastırı‟nda ikamet eden Turabdin Metropoliti Timotheos Samuel Aktaş‟a bağlıdır.

1. Manastırın Kuruluş Hikâyesi

Mor Gabriel Manastırı‟nın ilk dönem tarihini manastırın ilk iki kurucu atası olan Mor Şmuel (ö. 409) ve Mor Şemun (ö. 433) ile 7. yüzyılda Manastır ve Turabdin Metropoliti olan aziz Gabriel‟in (ö. 668) hayat hikayelerinden öğreniyoruz. Mor Şmuel‟in hayat hikayesi 5. yüzyılda, Mor Şemun‟un hayat hikayesi 6. yüzyılda ve aziz Gabriel‟in hayat hikayesi de 9. yüzyılda kaleme alındı. Adı geçen üç azizin hayat hikayelerinin topladığı metin kısaca Taş‘iotho d’Kadişe Tlotho5 (Üç Azizin Hayat Hikayesi; Kartmin Üçlüsü) olarak adlandırılıyor.6

Kartmin Üçlüsü adlı metinden öğrendiğimize göre 397 yılında kurulan Mor Gabriel Manastırı‟nın kurucu babaları Savro (Savur) bölgesinde bulunan İştin köyünden Mor Şmuel ile o zaman bir Süryani köyü olan Kartmin (Yayvantepe) köyünden olan Mor Şemun‟dur. Mor Şmuel, 4. yüzyılda münzevi bir hayat sürmek için İştin köyünden Nsibin (Nusaybin) yakınlarında bulunan ve Amrin olarak adlandırılan bir dağın başına giderek kendine bir manastır kurar. 350 yılında Persler bölgeye girdiğinde kurduğu manastır da saldırıya uğrar. Mor Şmuel bölgeyi terk ederek Kartmin köyüne gelir. Köy yakınlarında bulunan bir su kaynağının yanına kendine bir barınak kurar. Köyün zenginlerinden Saliba adlı bir adamın, Şemun adında bir oğlu vardır ve ağır bir hastalığa yakalanmıştır. Saliba, Mor Şmuel‟den yardım isteyerek, oğlunu hastalıktan kurtarması durumunda onu kendisine öğrenci olarak vereceğini söyler. Şmuel‟in dualarıyla kurtulan Şemun, ergin yaşa geldiğinde ailesi tarafından Mor Şmuel‟e çömez olarak verilir. Bir süre sonra, daha sakin bir yer bulmak için Mor Şmuel ve Mor Şemun, Kartmin köyü yakınlarındaki barınaklarından ayrılmaya karar verirler. Kendilerine bir manastır kurmak için mezmurlar okuyarak Kartmin köyünün kuzeydoğusuna doğru yola çıkarlar ve akşam olduğunda bir putperest tapınak harabesinin yakınına ulaşırlar. Dinlenmek için burada durmaya karar verirler. Aynı gece Allah‟ın bir meleği, Mor Şmuel 4 görünümünde Mor Şemun‟a görünür ve beraberce manastırın temelini üç taşla işaretlerler. Bunun üzerine Mor Şmuel ve Mor Şemun, 397 yılında manastırlarını burada kurarlar.7

Mor Gabriel Manastırı baştan beri hem bölgede hem de geniş bir coğrafyada adı duyulan ve „‟doğu manastırlarının güneşi‟‟ olarak ünlenen bir manastır oldu.8 Kartmin Üçlüsü adlı metinden Mor Şmuel ve Mor Şemun‟un kurduğu bu Manastır‟ın ününün kısa zamanda o dönemde Roma ve İstanbul‟da oturan imparatorların kulağına kadar ulaştığını okuyoruz.9 Roma imparatorları bu Manastır‟a “muhteşem yapılar” kurulması için maddi yardım ve hediyelerde bulunuryorlar. Kartmin Üçlüsü adlı metinden Roma imparatorları Arcadius (Doğu Roma) (395-408), Honorius (Batı Roma) (395-423), II. Theodosius (Doğu Roma) (408-450) ve Anastasius‟un (Doğu Roma) (491-518) Manastır‟a maddi bağışta bulunduklarını öğreniyoruz.10

Kartmin Üçlüsü adlı metinden Manastır‟ın ilk iki kurucu atasının hayatta olduğu dönemde Dua Evi (Beth Slutho)11 (daha sonra Manastır‟ın Büyük Kilisesi bunun temelleri üzerine inşa edildi), kalıntıları günümüze kalan Kartminli Mor Şmuel Mabedi ve Büyük Sarnıç gibi yapıların inşa edildiğini okuyoruz. Günümüze kalıntıları kalmayan Büyük Tonoz, Büyük Kubbe ve iki sarnıç İmparator Arcadius ve Honorius‟un yaptığı maddi bağışlarla yapılmıştı. İkinci İmparatorluk yardımı olarak kabul edilen ve İmparator II. Theosodius döneminde yapılan maddi bağışlarla yapılan yapılar ise şunlardır: Azizler Evi (Beth Kadişe)/Sonsuzluk Evi (Beth „Olmo), Mısırlılar Kubbesi (Kubtho d‟Mısroye), Meryemana Kilisesi („İto d‟Yoldath Aloho), Şehitler Evi (Beth Sohde)/Azizler Evi (Beth Kadişe), Elçiler Evi (Bayto da‟Şlihe) ve Kırk Şehitler Mabedi (Hayko d‟Arb„in Sohde). Bu yapılar 5. yüzyıldan kalam yapılardır ve çoğu ayaktadır. Manastır‟da bulunan ve 512 yılında inşası tamamlanan Büyük Kilise ve muhtemelen aynı dönemden kalan Theodora Kubbesi ise İmparator Anastasius‟un yaptığı maddi bağışlarla yapıldı ve bu iki yapı aynı zamanda muhteşem mimarı yapıları ve ihtişamlı tavan ve taban mozaikleri ile dikkat çekiyor.12

Büyük Kilise‟nin muhteşemliğini anlamak için Kartmin Üçlüsü adlı metinden Kilise Mabed‟nin anlatıldığı yerden kısa bir alıntı yapmak istiyorum:

[İmparator Anastasius] resimler döken altın, gümüş, tunç ve demirci ustalarını; taşları motifler yapacak şeklinde yerleştirmeyi öğrenmiş mermer tesviyecilerini; mozaikleri haç şeklinde yerleştirecek becerikli ustaları; yapı işlerinde deneyimli, danışmanlık yapabilecek, bir arada çalışmaya alışık işçi guruplarını da yapılan iş Tanrı övgüsüne ve azizlerin şanına layık olsun diye aralarına kattı […] Mabed‟in doğusunda üç oda inşa ettiler. Orta odanın […] sunağı 6,5 karış uzunluğunda ve 4,5 karış genişliğinde tek parça bir mermerdendir. Dört bir yanında bir aslanı, bir öküzü, bir kartalı ve bir insanı temsilen birer sütun bulunur. Taş, gümüşten 300 madalyona kakılmış İsa‟nın hayatındaki önemli olayları temsil eden bir bantla çevrelenmiş. Sunak üzerinde bir 5

Kerub/melek ve dört bakır sütuna tutturularak taşınan bir sayvan yükselir. Medbah‟ta, zinciri gümüşten altın bir kandil asılıdır. Medbah‟ın yer döşemesi, beyaz, siyah, kırmızı, yeşil, mor ve amber rengi mermerden, çeşitli biçimlerde haçlarla bezelidir.

[…] Naosa açılan kapının her iki yanına 20‟şer arşın boyunda, tunçtan iki ağaç yerleştirilmiştir. Her iki ağacın yaprakları arasında 180‟erden olmak üzere ışıltılı fenerlerin takıldığı yuvalar, bazıları tunçtan, bazıları altından ve bazıları gümüşten olmak üzere erguvani yumurtalar ve kaplar, hayvan, kuş, haç, taç, çan ve tekerlek benzeri nesneler asmak üzere, tepeden yere kadar uzanan 50 gümüş zincir bulunur. Ağırlıklarının ne kadar çektiğini tahmin etmek olanaksızdır.13

2. Manastırın Tarihsel Süreçteki İsimleri

Mor Gabriel Manastırı ilk dönemlerde ilk kurucusunun adıyla, Mor Şmuel Manastırı ve daha sonra ikinci kurucu atasının adıyla, Mor Şemun Manastırı olarak çağrıldı. Manastır‟ın bugün de kullanılan ismi olan Mor Gabriel Manastırı ise, 7. yüzyılda buraya gelerek önce Manastır Reisi ve daha sonra, 634 yılında Manastır ve Turabdin Metropoliti olan ve Mardin, Tell Mauzlath (Urfa‟da Viranşehir ilçesi), Dara (Mardin yakınlarındaki Oğuz köyü) ve Riş„ayno (Urfa‟da Ceylanpınar ilçesi ile Suriye‟de Ras al „Ayn) gibi kentleri de içine alan geniş bir bölgenin dini liderliğini yürüten Beth Kustan (Bekusyone; bugünkü Alagöz) köyünden olan aziz Gabriel‟in (ö. 668) isminden gelmektedir.

Aziz Gabriel, hem hayatta olduğu dönemde hem de ölümünden sonra yaptığı mucizeler sayesinde Süryani Kilisesi‟ndeki en önemli azizlerden biri olarak kabul ediliyor. Kartmin Üçlüsü‟nde anlatılan hayat hikayesinde birçok mucize yanında üç ölüyü dirilttiği ve ölümünden sonra da naaşının bereketiyle Manastır ve Turabdin bölgesinde başlayan ölümcül bir hastalığı (Kartmin Üçlüsü‟nün Süryanice metninde hastalığın adı Şar‘uto olarak geçiyor) durdurduğu yazılıdır.14

Aziz Gabriel, Turabdin bölgesinin tarihinde önemli bir değişime yol açan bir zamanda, bölgenin Müslüman-Arapların eline geçtiği bir dönemde Manastır ve Turabdin Metropoliti olarak görev aldı. Kartmin Üçlüsü adlı metinde geçen ancak bu konuda yazan tarihçilerin hemfikir olmadıkları bir konu olan aziz Gabriel‟in Halife Ömer bin Hatab‟la (ö. 644) görüşüp görüşmediği ve ondan bir ferman alıp almadığı konusu bir yana bırakılacak olursa,15 Manastır ve Turabdin bölgesinin bu dönemi çok fazla zarar görmeden geçirmesi ve özellikle Manastır‟ın bundan sonraki dönemde de vakıflarını elinde tutması ve gelişmeler kaydetmesini, aziz Gabriel‟in bu dönemdeki başarılı idaresi ile Müslüman-Arap liderlerle kurduğu iyi ilişkilere bağlamak mümkündür. Aziz Gabriel‟in Müslüman-Arapların bölgeye yerleşmeye başladığını görmesinden dolayı Müslüman-Arapların yöneticileriyle görüşmüş olması büyük bir ihtimaldir. Dolayısıyla aziz Gabriel‟in hayat hikayesinde geçen Halife Ömer bin Hatab ile Jazire (bugünkü Cizre)‟de görüştüğü yönündeki ifade tümüyle yanlış değildir.

Aziz Gabriel‟in görüştüğü kişi Halife Ömer bin Katab‟ın kendisi değilse eğer onun bölgedeki komutanı olması büyük ihtimaldir.

Aziz Gabriel‟in Ömer bin Hatab‟tan veya onun temsilci/komutanından Süryanilerin “korunacağına” dair bir mektup/ferman almış olması da büyük bir ihtimaldir. Kartmin Üçlüsü adlı metinden aziz Gabriel‟in Ömer bin Hatab‟dan aldığı söylenen mektup/fermanda Sürya-ni/Hıristiyanların dini örf ve adetlerini serbestçe yapabilecekleri, kilise çanlarını çalabilecekleri, ölü gömme törenlerinde serbest oldukları, kilise ve manastırlar inşa edebilecekleri gibi haklar yanında Süryani/Hıristiyanların statülerinin kanun ve kurallar çerçevesinde nasıl teminat altında oldukları da belirtiliyor.16

Aziz Gabriel‟in Turabdin halkı ve Süryani Kilisesi içinde çok önemli bir yere sahip olması ve bu kadar ün salmasında onun Müslüman-Arap yöneticilerle kurduğu iyi ilişkiler sayesinde Turabdin‟in büyük bir felakete uğramamasının da rolü olmuş olabilir. Manastır ve bölgedeki diğer manastır ve kiliselerin bu dönemi büyük bir yıkım yaşamadan atlatması aziz Gabriel‟in ününü daha da artırmıştır.

Bu büyük ününden dolayı 13. yüzyılla birlikte aziz Gabriel‟in ismi Manastır‟ın iki kurucu babası olan Mor Şmuel ve Mor Şemun‟la anılması oldukça yaygınlaştı. Manastır bu tarihten sonra bu üç azizin adıyla, Mor Şmuel-Mor Şemun-Mor Gabriel Manastırı olarak anılmaya başlandı. 15. yüzyıldan sonra ise Manastır sadece onun adıyla, Mor Gabriel Manastırı olarak anılmaya başlandı.17

Mor Gabriel Manastırı, aynı zamanda bazen Kartmin Manastırı (Manastır‟ın ikinci kurucusunun Kartmin (bugünkü Yayvantepe) köyden olması ve bu köyün Manastır‟a yakın olmasından dolayı) ve bazen de Deyrulumur (Süryanicede kullanılan Dayro d’Umro isminin Arapçaya uyarlanan Deyr-ul-umur veya Deyr-al-„umr isminin Türkçeye uyarlanması sonucu) olarak kullanıldığı da oldu/oluyor.18

3. Manastır’ın Turabdin Bölgesindeki Etkisi

Mor Gabriel Manastırı tarihsel süreçte Turabdin bölgesinde büyük bir iz bıraktı ve bölge tarihinde çok önemli bir rol oynadı. Yetiştirdiği azizlerle ünlenen ve bu nedenle hem Turabdin bölgesinde hem de tüm Süryanilerin kutsal olarak kabul ettiği bir mekan oldu. Manastır, 615-1088 yılları arasındaki dönemde tüm bölgeyi dini açıdan yöneten bir merkezdi ve burada kurulan okul da bölgenin en büyük eğitim kurumlarından biriydi.

Manastır, kurulduğun ilk dönemde beri hem Hıristiyanlığın hem de Süryani cemaatinin en kutsal mekanlarından biri olarak kabul ediliyor. Kuruluşundan hemen sonra azizleri ve manastır hayatı ile ünlenen Mor Gabriel Manastırı, kısa zamanda yakın ve uzak bölgelerden buraya gelip rahip olmak isteyen insanların çekim merkezi oldu. Kuruluşundan kısa zaman 7

sonra sakinlerinin sayısı önce 400‟e, daha sonra 560‟a ve 800 kişiye ulaştı.19 Manastır‟da yaşayan azizlerin şöhreti sadece Süryani Kilisesi‟nde değil ama geniş bir bölgeye yayıldı. Etiyopya Kilise Takvimi‟nde, Manastır‟ın ilk iki kurucu atası olan Mor Şmuel ve Mor Şemun ile aziz Gabriel‟in anıldığı özel bir gün mevcuttur.20

Mor Gabriel Manastırı‟nda yetişen azizlerin yaptığı mucizeler sayesinde Manastır „‟şifa yurdu‟‟ olarak da anılıyor. Kartmin Üçlüsü‟nde buradaki azizlerin yaptığı birçok mucizede buraya imanla gelen insanların nasıl hastalıklardan kurtularak geri döndükleri anlatılıyor. Süryani cemaati bugün de burada bulunan Azizler Evi‟nde yatan aziz mezarlarından bereket almak, rahiplerin duasını dilemek ve buradaki kutsal kiliselerde dua etmek için Manastır‟a kısa veya uzun ziyaretlerde bulunuyor. Süryani cemaati yanında bölgedeki bazı Müslüman ve Yezidiler de hastalık ve dertlerine şifa bulmak için zaman zaman Manastır‟ı ziyaret etmektedirler.

Manastır‟ın Süryani Kilisesi için ne kadar kutsal olduğunu 6. yüzyılda yaşamış ve ilk eğitimini Mor Gabriel Manastırı‟nda alan, bıraktığı eserlerle ünlü Mabuğ (Suriye‟de Halep yakınlarında Menbeç olarak da bilinen eski bir kent) Metropoliti Mor Filuksinos‟un (ö. 523), arkadaşı Eustochios (Sturiyos)‟a yazdığı bir mektupta, “Her kim bu Manastırı [Mor Gabriel] imanla yedi kez ziyaret ederse Yeruşalem [Kudüs]‟e gitmiş gibi olur. Çünkü onun [Yeruşalem] benzeri ve örneğinde inşa edildi ve onun modeline göre kuruldu”21 demesinden anlaşılmaktadır.

Mor Gabriel Manastırı‟nın Turabdin bölgesinde büyük bir iz bırakmasının bir başka nedeni de Manastır‟ın 615-1088 yılları arasındaki dönemde tüm Turabdin bölgesinin dini yönetimini üstlenen bir merkez olmasından dolayıdır. Manastır‟da ikamet eden ilk metropolit olan Daniel Uzoyo (ö. 633) ve ondan sonra Manastır Metropoliti olan aziz Gabriel (ö. 668) sadece Turabdin bölgesini yönetmekle kalmadı ama aynı zamanda bunların dini otoritesi Mardin, Kfartuto (Koçlu), Tell Mauzlath (Viranşehir), Dara (Oğuz) ve Riş„ayno (Ceylanpınar ile Suriye‟de Ras al „Ayn) gibi kentleri de içine alıyordu.

615-1088 yılları arasındaki dönemde Turabdin bölgesi Mor Gabriel Manastırı‟nda ikamet eden metropolitler tarafından idare edildiği için Manastır, bölgedeki diğer manastır ve kiliselerin inşa ve onarımlarını da üstlenen bir dini kurum oldu ve bu nedenle de tarihsel süreçte çok sayıda vakfa sahipti.

Mor Gabriel Manastır vakıfının zenginliği kuruluşu ile başladı. Roma İmparatorları‟nın maddi bağışta bulunduğu manastırlar arasında bulunan Manastır, aynı zamanda yönetici ve müminlerin bağışlarıyla yakın ve uzak birçok bölgede vakfa sahip oldu. Manastır‟ın Büyük Kilisesi‟nin tamamlanması için maddi bağışta bulunan, mimar, taş ve mermer ustaları gönderen Doğu Roma İmparatoru Anastasius22 (491-518), aynı zamanda K (ܟ) harfi ile başlayan yedi köyü Manastır‟a bağışladığı söyleniyor. Manastır vakfına verildiği söylenen bu 8

köylerin isimleri şöyledir: Kfarşoma (Budaklı), Kfarallap (Yollbaşı), Kfararap, Kfarhıvvar (Gelinkaya), Kfarninağ (Alıçlı), Kafro ve Kivah (Mağara köyü).23

Mor Şemun d‟Zeyte‟nin (ö. 734) hayat hikayesinin anlatıldığı biyografide de Mor Gabriel Manastırı‟nın 12 bin zeytin fidanının dikili olduğu bir mezraya sahip olduğunu okuyoruz. Manastır rahiplerinden olan ve 700 yılında Harran Metropoliti olarak atanan Mor Şemun d‟Zeyte‟nin, Beth Araboye bölgesinde (güneyde Cebel Sincar ve batıda Nusaybin‟i de içine alan coğrafi bölge), Servan‟da (bugünkü Nusaybin-İdil yolunun orta yerinde bulunan bir yerleşim yeriydi), Mor Gabriel Manastırı‟na bağlı bulunan bir manastırın yakınlarındaki bir mezrayı satın alarak Manastır vakfına bağışladığı yazılıdır. Öyküde, Mor Şemun d‟Zeyte‟nin bu mezraya 12 bin zeytin fidanı diktirdiği ve buradan toplanan zeytinlerin Mor Gabriel Manastırı‟na getirilerek bunlardan zeytinyağı elde edildiği yazılıdır.24

Mor Şemun d‟Zeyte, Mor Gabriel Manastır vakıflarının büyümesine çok önemli katkıları olan önemli şahsiyetlerden biridir. Hayat hikayesinde, kilise ve manastırlara çok sayıda köy, bağ, bahçe, değirmen, dükkan, tarla, han ve hamamlar satın aldığı belirtiliyor.25 Nusaybin kentinde inşa edip onardığı manastır ve kiliselere kurduğu vakıflardan arta kalan tüm gelirleri, Patrik Mor Yulyanos‟un (ö. 708) da imzaladığı bir senetle, Mor Gabriel Manastır vakfına bağ-lamıştı.26

Mor Gabriel Manastır vakıfının zenginliğini gösteren bir başka kanıt da yine Mor Şemun d’Zeyte’nin Biyografisi adlı metinde mevcuttur. Burada anlatıldığına göre Nusaybin‟de inşa edilen, büyüklüğü ve kullanılan mermer ve süsleri ile bölgenin en güzel ve büyük kilisesi olarak dikkat çeken Mor Teodoros Kilisesi‟nin inşa masrafları Mor Gabriel Manastır vakfı tarafından karşılandı.27

4. Manastır Okulu

Mor Gabriel Manastırı, başından beri dini bir hayat yaşamak isteyenlerin seçtiği bir mekandı. Manastır‟ın 4. yüzyılda kurulmasından sonra rahip ve rahip çömezlerinin (adaylarının) sayısı da hızla arttı. Kartmin Üçlüsü adlı metinden Manastır‟ın ilk iki kurucusu olan Mor Şmuel ve Mor Şemun‟un hayatta oldukları dönemde Manastır‟daki rahiplerin sayısının 400‟ü aştığını okuyoruz. Yine aynı metinde daha sonraki dönemlerde Manastır‟daki rahiplerin sayısı 560 ve 800 olarak veriliyor.28

Manastır‟a gelen rahip adayları, önceleri daha yaşlı rahiplerin gözetiminde eğitim almış olsalar bile, bunların sayısının artmasıyla, kısa bir zaman sonra Manastır‟da eğitim alanında bir kurumlaşmaya gidildiği ve eğitim programı ile öğretmenleri olan önemli bir okul haline geldiği anlaşılmaktadır.

5. yüzyılın sonu ile 6. yüzyılın başında Manastır‟da eğitim görüp dönemlerinin etkili metropolit ve yazarlarının Manastır‟dan çıkmış olması daha bu dönemde Manastır Okulu‟nun ciddi şekilde bir eğitim programına sahip olduğuna kanıttır. Manastır Okulu, Turabdin bölge-sinin en büyük ve yüksek eğitim kurumuydu. Kısa zamanda Turabdin‟deki her ailenin ilk doğan erkek çocuğunun 10 yaşına bastığı yılda onu Manastır Okulu‟na bırakması bir gelenek haline gelmişti.29 Bu geleneğe işaret eden önemli bir örnek, 700 yılında Harran Metropoliti olan Mor Şemun d‟Zeyte‟nin hayat hikayesinden anlaşılmaktadır. Mor Şemun d‟Zeyte‟nin hayat öyküsünün anlatıldığı biyografide, Şemun‟un “gelenek olduğu üzere 10 yaşına bastığı yılda, ailesi tarafından Manastır‟a bırakıldı”ğı yazılıdır.30

Manastır Okulu, dört kademeden oluşuyordu. İlk üç kademe temel eğitim ve son kademe ise teoloji eğitiminin verildiği yüksek okul niteliğindeydi. Turabdin bölgesindeki geleneğe göre her ailenin ilk doğan erkek çocuğu bu okulun ilk kademesini bitirmek üzere Manastır‟a bırakılıyordu. Öğrenci, kilise hizmetinde ve eğitmen olarak görev almak isterse okulun ikinci ve üçüncü kademelerine devam ediyordu. Kilise hizmetinde başrahip ve Manastır Okulu‟nda öğretmen gibi daha yüksek mevkilerde görev almak isteyenler ise okulun dördüncü kademesi olan teoloji eğitimine devam ediyordu.31

Manastır Okulu‟nun ünü ve burada verilen eğitim, tüm bölgenin en iyi öğretmenlerini buraya çekiyordu. Manastır Okulu‟nun öğrencileri de sadece Turabdin bölgesinden değil ama tüm Mezopotamya bölgesinden ve hatta bugünkü Etiyopya (Habeşistan) gibi uzak bölgelerden de geliyordu. Başka bir değişle Manastır Okulu, geniş bir coğrafyadan öğrencileri kendine çeken bir merkez konumundaydı.32

Verdiği eğitimle Manastır Okulu, Süryani Kilisesi‟nin en önemli eğitim kurumlarından biri olarak Süryani Kilise tarihinde önemli bir rol oynadı. Manastır Okulu‟nda eğitim alıp Süryani Kilisesi‟nde görev yapan sekiz patriğin, adını bildiğimiz 130‟‟u aşkın metropolitin ve yüzlerce rahip, keşiş ve öğretmenin bu okuldan mevzun olmasıdır. Bu nedenle kiliseye yetiştirdiği kahinlerin çokluğundan dolayı Mor Gabriel Manastırı, „Umro Kohnoyo (Ruhban Manastırı) ve Beth Sefro Kohnoyo (Ruhban Okulu) olarak da isimlendiriliyor/du.33

Manastır Okulu‟nun programı konusunda elimizde herhangi bir kayıt yoksa da Mor Gabriel Manastırı‟nda yaratılan eserler ile bu okulda okuyan şahsiyetlerin bıraktığı eserlerden, okulda teoloji eğitimi yanında dini müzik, Süryani dil ve edebiyatı, retorik, felsefe ve muhtemelen tıp ilmi gibi dersler veriliyordu. Okul programında, en azından ilk yüzyıllarda, Grekçenin öğretil-diği ve Manastır Kütüphanesi‟nde öğrenci ve rahiplerin okuması için Grekçe eserlerin bulunduğu da günümüze kalan bir elyazmasından anlaşılıyor. Bu elyazması ile ilgili daha detaylı bilgi Manastır Kütüphanesi alt başlığı altında mevcuttur. 10

Manastır Okulu‟nun yetiştirdiği metropolitler ve bunların atandıkları kent ve bölgelerden okulun Süryani Kilisesi‟ndeki önemini gösterir niteliktedir. Omid (Diyarbakır) Metropoliti Mor Yuhanon Sa„oro (ö. 503), Mabuğ Metropoliti Mor Filuksinos (ö. 523), Harran Metropo-liti Mor Şemun d‟Zeyte (ö. 734) gibi dönemlerinin en etkin metropolitlerini yetiştiren bir dini merkez konumundaydı. Adları anılan ilk iki metropolitin ünü İstanbul‟a kadar gitmiş ve muhtemelen İmparator Anastasius‟la (491–518) kişisel ilişkileri olan metropolitlerdi.34

Manastır Okulu‟ndan mevzun olan rahipler bazen de Şam, Herat (bugünkü Afganistan‟ın batısında aynı isimle anılan kent) ve Yeruşalem gibi Manastır‟dan çok uzak bölgelerdeki kentlerde dahi metropolit olarak görev aldıklarını görüyoruz. 7. yüzyılda, Şam Metropoliti olarak görev alan ve kilise hiyerarşisi içinde döneminin en saygın metropolitlerinden biri olan Hananyo, eğitimini Manastır Okulu‟nda almıştı.35 Herat Metropoliti Baselios ve Metropoliti Tuma ve Grigorios (Beselios ve Tuma 11. yüzyılda, Grigorios ise 13. yüzyılda yaşadı) Manastır‟da eğitim görmüş şahsiyetlerdi.36

Manastır Okulu‟nun eğitim alanındaki yüksek seviyesini göstermek açısında burada eğitim gören üç şahsiyeti anmak istiyorum. Bunlardan birincisi döneminin en verimli yazarlarından kabul edilen Mabuğ Metropoliti Filuksinos‟tur (ö. 523). Süryani Kilisesi‟nin yetiştirdiği ve döneminin en iyi eğitim almış kişi ve yazarlarından biri olarak kabul edilen Mor Filuksinos, Mor Gabriel Manastırı‟nda aldığı eğitimden sonra, Urhoy (Urfa) Okulu‟na oradan da Antakya bölgesindeki Tell „Ada Manastırı‟na giderek eğitimini derinleştirdi. Mor Filuksinos tefsir, teoloji, edebiyat, münzevi yaşam ve ibadet gibi konularda eserler verdi ve ondan sonra gelen birçok yazar Mor Filuksinos‟un eserlerinden alıntılar aldı. Yazım alanındaki verimli kişiliğini göstermek için Mor Filuksinos‟un kaleme aldığı bazı eserlerin isimlerini kısaca anmak istiyorum:37

 Eski ve Yeni Ahid‟in tüm bölümlerini tefsir etti. Bu tefsirlerin tümü günümüze ulaşmadı ancak, Mor Filuksinos‟un hayat hikayesi ve ondan sonra bu konuda yazan kilise babalarının ondan yaptığı alıntılarla bize ulaştı. 511 yılında Mabuğ‟da kopyalanan Matta ve Luka İncil‟inden bazı bölümleri bugün British Library‟de mevcuttur. Daralı İvennis‟in Fardayso (Aden Bahçesi) ve Muşe Bar Kifo‟nun Britho d’Malahe (Meleklerin Yaradılışı) adlı eserleri, Mor Filuksinos‟un yaptığı tefsirlerden alıntılar veren birçok eserden sadece ikisidir. 507–508 yıllarında keşiş Polikarpos tara-fından tamamlanan Süryanice İncil çevirisi de Mor Filuksinos‟un girişimiyle yapıldı ve bu nedenle bu çeviri Filuksinoyto38 olarak adlandırılıyor.

 Teoloji konusunda iki eser kaleme aldı. Bunlardan birincisi Üçlü Birlik ve Beden Alma konusundaki yazılarını içeriyor. Bu eser Latinceye çevrilerek Vaşaled tarafından yayımlandı. İkinci eseri de Kutsal Üçlük‟ten birisinin beden alması ve acı çekmesi konusunu, Grek kilise babalarından alıntılar yaparak işliyor. Bu iki çalışmanın bazı bölümleri günümüze ulaştı.

 Dini polemik konularında eserleri mevcuttur. Hayat hikayesinden onun Nesturi inancını takip edenlere karşı altı ve Kalkedon Konsili‟ne katılanlara karşı on üç polemik yazı yazdığı belirtiliyor. Nestur taraftarlarına karşı yazdığı iki yazı günümüze kadar ulaştı.

Urho Dagmirutho (Kemalet Yolu) adlı Hıristiyan yaşamı üzerine yazdığı ve 500 sayfayı bulan çalışması, tüm çalışmalarının en iyisi olarak kabul ediliyor. Bu kitap, İsa‟nın öğrencisi olmanın yolunu ve bu uğurda iman, dua, sade düşünce, alçakgönüllülük, mütevazılık, bedensel şehvet ve isyan gibi konularda alınması gereken merhaleleri anlatıyor.

 İki Anafura39 kitabından başka “Her şeye hayat ve ışık veren, ezelden beri yüce olan Rab Allah…” sözleri ile başlayan bir üçüncü Anafura kitabı da ona mal edilmektedir.

 İsa Mesih‟in doğumu üzerine bir ilahisi, çok sayıda yakarış duası, komünyon almadan ve aldıktan sonra okunmak üzere iki duası, nefsin pişmanlığı üzerine bir duası ile sabah okunan bir başka yakarış duası vardır.

 Ölmek üzere ve vaftiz edilmemiş kişilerin vaftizi için kısa bir Vaftiz Kitabı derledi.

 Teoloji, münzevilik gibi konuları işleyen çok sayıda mektubu vardır. Patrik Afrem Barsavm, bu mektuplardan 29 tanesinin kimlere yazıldığı ve içerikleri konusunda bilgi vermektedir.

 Vaaz ve söylevleri mevcuttur. Mor Filuksinos‟un hayatını yazan yazar, onun beş adet vaaz ve söylevlerini içeren kitabı olduğunu yazmaktadır. Ancak bunlardan günümüze sadece bazı parçalar kalmıştır.

Manastır Okulu‟nda eğitim almış, burada rahip olduktan sonra Süryani Kilisesi‟nin en yüksek dini makamı olan patrikliğe yükselen ve yazın alanında önemli eserler veren kişilerden ikincisi Teodosios Rumanos‟tur (ö. 896). Rumanos, Süryanice ve Grekçeyi çok iyi kullanması yanında döneminin tıp ilmi konusunda eser yazan yazarlardan biriydi. Onun bu vasfı aynı zamanda Manastır Okulu‟nun eğitim programı içinde tıp ilminin ve/veya hastalara bakan bir ünitenin de olduğuna bir işaret olabilir. 887 yılında Süryani Kilisesi‟ne Patrik seçilen Rumanos, Mor Gabriel Manastırı‟nda bazı onarımlar da yaptırdı. Mezarı Manastır‟ın Azizler Evin‟dedir. Döneminin iyi eğitim almış kişileri arasında sayılan Teodosios Rumanos‟un bıraktığı eserler şunlardır:40

 Kuros Metropoliti Loozor‟un isteği üzerine, Hierotheos‟un aynı adı taşıyan, Hierotheos’un Kitabı, eserini Grekçeden Süryaniceye çevirdi. Patrik Afrem Barsavm (ö. 1957), Türkçeye Saçılmış İnciler adıyla çevrilen eserinde, 1290 yılında Bartella doğumlu Abu Nasır tarafından kopyalanan bu kitabın bir nüshasının Deyrulzafaran Manastır Kütüphanesi‟nde mevcut olduğunu yazıyor.

 Diyakon Gevergis‟e yazdığı bir mektupta, 112 hikmetli sözün açıklamalarını Grekçeden Süryaniceye çevirdi. Mektup, 1876 yılında Süryanice ve Arapça dillerinde basıldı.

 Tıp ilmi alanında kendi adını taşıyan ve günümüze kısa bazı parçaları ulaşan bir eseri mevcuttur. Bu kitap, tıp alanında Grekçeden Süryaniceye çevirileri de olan 13. yüzyılın büyük alimi Bar Hebroyo‟nun da dikkatini çeken bir eser olmuştu. Kitabın bir bölümü 162 numara kaydıyla Vatikan Müzesi‟nde mevcuttur.

 Büyük Oruç ile ilgili Arapça yazılan bir Manşur41 (Mektup)‟u mevcuttur.

Mor Gabräel Manastır Okulu‟nda 12. yüzyıldan sonra eğitim gören ancak bugün İdil‟e bağlı Hedil (Kayı) köyünden olması nedeniyle adını anmak istediğim üçüncü şahıs Süryani Ortodoks Kilisesi‟ne patrik de seçilen İğnatius Behnam‟dır (ö. 1454). İğnatius Behnam, Manastır Okulu‟nu bitirdikten sonra Manastır‟da rahip olarak hizmet verdi. Daha sonra Gerger Metropolitliği‟ne atandı. 1404 yılında Baselios adıyla Süryani Kilisesi‟nin dini hiyerarşisinde ikinci sırada bulunan Doğu Mafiryanlık makamına resmedildi. 24 Temmuz 1412 yılında ise İğnatius adıyla Süryani Kilisesi‟ne patrik resmedildi. 10 Aralık 1454 yılında vefat etti. Zamanının en iyi yazar ve şairlerinden biri olarak kabul edilen Behnam‟ın bıraktığı eserler şunlardır:42

 On adet Husoyo43 yazdı. Bunlardan bir tanesi Rab‟in Mabet‟e Girişi, biri Meryemana Ekinler Bayramı, üç tanesi Büyük Oruç dönemi, dört tanesi de Mor Osyo, Beth Sohde ve Mor Sobo‟nun anma günleriyle ilgilidirler.

 1425 yılında Salah (Barıştepe) köyünden olan Daniel‟in yazdığı bir kitaptan iki tefsiri, kendi yorumlarıyla beraber Mezmurlar‟ın da yazılmış olduğu bir eserde topladı.

 Bir Anafura derlemesi mevcuttur. “Hayat ekmeğine övgüler olsun” şeklinde başlayan bir Husoyo ve 1405 yılında kaleme aldığı yedi hece ölçülü bir sonuç duası da Anafura‟ya eklidir.

 Beş tanesi on iki hece ölçüsü ile yazılmış on bir kaside (sugitho) kaleme aldı. Bu kasidelerden 60 sayfa tutan iki tanesinden biri Şehit Mor Behnam‟a övgü niteliğindedir, diğeri ise Şehit Mor Bosus‟un kişisel özelliklerini anlatmaktadır. Mor Sobo hakkında kaleme aldığı kasidesi günümüze ulaşmadı. On üç sayfadan oluşan ve kendini eleştirdiği tövbe üzerine bir kasidesi vardır. Allah‟a yakarış ve tövbe üzerine bir başka kasidesi “Ey ruh neden başıboş geziyorsun?” şeklinde başlar. Yazdığı üç kasideyi de ilahi şeklinde söylenmesi için besteledi. Birincisi İsa Mesih‟in elemi, ikincisi Meryemana‟ya övgü (bu ilahi bugün de Meryemana anma günlerinde İncil okumalarından önce söyleniyor) ve üçüncüsü de pişmanlık üzerinedir.

5. Manastır Kütüphanesi

Mor Gabriel Manastırı‟nın önemli bir din ve eğitim merkezi olması nedeniyle burada oluşturulan Manastır Kütüphanesi döneminin en zengin kütüphanelerinden biri oldu. Tarihsel süreçte bölgede yaşanan savaş ve saldırlar yüzünden Manastır Kütüphanesi‟nin sahip olduğu paha biçilmez elyazmalarının hemen hepsi yok oldu. Yine de bunların içinden kurtulan birkaçı günümüze ulaştı ve bu elyazmaları, Manastır hattatları tarafından kopyalanan ve Manastır Kütüphanesi‟nde korunan o dönemdeki yazın zenginliği gösterecek niteliktedir.

Kartmin Üçlüsü, 819 Vakayinamesi ile Mor Şemun d’Zeyte’nin Biyografisi adlı eserler Mor Gabriel Manastır Kütüphanesi‟nin zenginliğine tanıklık eden en kadim yazılı kaynaklardır. Bu kaynaklar, Manastır Kütüphanesi‟nin paha biçilmez hat ve minyatür sanatı ile benzenmiş Kutsal Kitap yazmalarına sahip olduğunu anlatıyor. Aynı kaynaklardan Manastır Kütüphanesi‟nin Kutsal Kitap elyazmaları yanında dönemin önemli yapıtları olan Maktabzabne d’Yakub d’Urhoy (Urfa Vakayinamesi), Dayroyo Maktbono d’Zuknin (Zuknin Vakayinamesi), Efesli Yuhanon‟nun kaleme aldığı Maktabzabne ‘İtonoyo (Kilise Tarihi) ve Kthobo d’Dubore d’Onvoye Madenhoye (Doğu Azizleri‟nin Hayat Hikayeleri) gibi yapıtlara da sahip olduğu anlaşılıyor.

Günümüze kalan bir elyazmasından Mor Gabriel Manastır Kütüphanesi‟nin Süryanice yazılmış elyazmaları yanında Grekçe yazılmış edebi ve ilmi eserlere de sahip olduğu anlaşılıyor. Bugün İngiltere‟deki British Library‟de bulunan bir elyazması, Manastır Kütüpha-nesi‟nin Homeros‟un İlyada ve Euklid‟in geometri konusundaki eserlerine Grekçede sahip olduğunu gösteriyor. Grekçe elyazmalarının 6 veya 7. yüzyılda kopyalandığı sanılıyor. 768 ile 825 yılları arasında, muhtemelen Manastır‟da üzerine kopyalanacak deri sıkıntısının yaşandığı bir dönemde, adı geçen Grekçe elyazmalarının yazılı olduğu parşömenler temizlenerek üzerine Patrik Mor Severios‟un (ö. 542) Süryanice bir eserinin kopyalandığı anlaşılıyor. Mor Severios‟un Süryanice eserinin kopyalanması için neden Grekçe parşömenlerin seçilip temizlendiği sorusunun cevabı muhtemelen o dönemde Grekçenin Manastır Okulu‟nun ders programından kalkmış olması ile açıklanabilir. Sözü edilen elyazmasındaki Grekçe yazılar, silik de olsa, uzamanlar tarafından Süryanice metnin arka planında okunabiliyor.44

Manastır Kütüphanesi‟nin büyüklüğüne bir başka işaret de kütüphanenin bir müdür tarafından yönetilmesiydi. Kütüphanenin günlük işlerini düzenleyen rahipler yanında, kütüphaneye Süryanice İncil nüshaları ile dönemin önemli eserlerini kopyalayan yazıcı, hattat ve minyatür ustası rahipler de görev alıyordu. Bazen bu yazıcı rahipler bir başka manastır kütüphanesinde bulunan elyazmalarını kopyalamak için uzak bölgelere giderek kitap kopyalayıp Manastır‟a döndükleri biliniyor. Ayrıca elyazmalarını ciltleyen becerikli rahiplerin varlığı da biliniyor.45

Ancak tarihsel süreçte bölgede yaşanan ve Manastır‟ın da etkilendiği saldırı ve yağmalar sonucunda Manastır Kütüphanesi‟ne ait elyazmalarının hemen hepsi tahrip edildi veya kayboldu. Bu saldırı ve yağmaların Manastır Kütüphanesi‟ne ne kadar zarar verdiğini 1169 yılından kalma bir elyazmasının kolofonuna (not düşülmek için elyazmalarının sonuna konulan birkaç sayfa) yazılan bir metinden anlaşılıyor. Bu tarihte bir saldırı ve yağmadan yeni kurtulan Manastır‟da tahrip olan elyazmalarını onarıp ciltleyen Rahip Gabriel‟in bir elyazma-sının kolofonuna yazdığı metinde Manastır‟ın bütün kıymetli kitaplarının kaybolduğunu, geriye kalan tahrip olmuş az sayıdaki kitapları onardıklarını ancak “eski güzel motiflerine dönemedikleri” için nasıl üzüldüğünü dile getirmektedir. Dolabani (Dolapönü)‟nün eski bir elyazmasında yazıldığını söylediği metin şöyledir:

1169 tarihinde bu kitap ile beraber 270 kitap daha ciltlendi… Bu kitaplar… aslen Bsorinolu [Haberli köyünden] Manastır Episkoposu Mor Yuhanon‟un kardeş oğlu olan naçiz Gabriyel [Gabriel] ve kardeşimiz Kefersaltalı Rahip Musa [Muşe] tarafından onarılmıştır. Bu acı ve karanlık zaman, Manastır‟ın yönetici ve yazarlardan boşaldığı bir devirdir. Bütün kıymetli kitapları kaybolmuş. Ancak yıpranmış az bir kısmına rastlanmıştır. Onun için [kalan kitapları] ele aldık ve yeniledik. Allah‟ın inayeti ve gücü ile muvaffak olduk. Yalnız eski güzel motiflerine dönmedikleri için üzüldük.46

Günümüze ulaşan birkaç elyazması dahi Manastır Kütüphanesi‟nin ne tür şaheser elyazmalarına sahip olduğunu gösteriyor. Mor Gabriel Manastır Kütüphanesi‟nden günümüze ulaşan en eski elyazmalarından biri Kutsal Kitap‟ın Ezra ve Nehemya bölümlerinden oluşan Estrangelo47 yazı stili ile yazılan bir elyazmasıdır. Bu eser 770 yılında hattat Emmanuel tarafından kopyalanmıştır ve Orta Çağ boyunca, Manastır‟da yazılan başka birkaç elyazmasıyla birlikte, Mısır‟ın Nitrian Çölü‟nde bulunan Deir es-Suryani48 olarak bilinen manastırda kaldı. Adı geçen eser şimdi British Library‟de bulunuyor.49 Mor Gabriel Manastırı‟nda yazılan ve yine British Library‟de bulunan bir başka eser de Bar Ebroyo‟nun Kthobo d’Zalge (Işınlar Kitabı) adlı kitabıdır. Bu eser Barsavmo adında bir yazıcı tarafından 1364 yılında kopyalanmıştır.50 Bugün Mardin‟deki Kırklar Kilisesi Kütüphanesi‟nde bulunan 15 ve 13. yüzyılda Mor Gabriel Manastırı için kopyalanan bir İncil, Manastır‟ın sahip olduğu zengin elyazmalarının en güzel tanığıdır.51

6. Mor Gabriel Manastırı ve İdil

İdil, Süryani Kilise tarihinde ve özellikle de Turabdin tarihinde çok önemli bir konuma sahiptir. Hıristiyanlık, Turabdin bölgesine ilk İdil‟de müjdelendi ve Hıristiyanlık buradan tüm Turabdin bölgesine yayıldı.

Hıristiyanlığı İdil‟e müjdeleyenler ise bizzat İsa Mesih‟in 72 müjdecisinden ikisi olan Aday ve Agay oldu. Bu iki müjdeci Yeruşalem‟den Urfa‟ya gelirler. Hıristiyanlığı Urfa‟da müjdeledikten sonra Aday ve Agay‟ın Turabdin bölgesinde bulunan İdil‟e gelirler. Aday ve Agay tarafından 2. yüzyılın başında buraya Mirza adında birini metropolit olarak atarlar ve muhtemelen bu Turabdin bölgesinin de ilk metropolitidir.52 Dönem dönem metropolitlerden boşalsa da İdil, Birinci Dünya Savaşı dönemine kadar Beth Zabday Metropolitliği adı altında Süryani Kilisesi‟nin Turabdin bölgesinde bulunan yedi metropolitlik bölgesinden biriydi.

İdil ve çevresinde yetişen ve kilisede dini hizmet veren onlarca kişi yetişti. Bu din adamı ve yazarların bir bölümü ise eğitimlerini Mor Gabriel Manastır Okulu‟nda aldı. Manastır Okulu alt başlığı altında hayat hikayesini ve eserlerini verdiğimiz, İdil‟in Hedil (Kayı) köyünden olan İğnatius Behnam (ö. 1454) bunlardan en tanınmış olanıdır.

Mor Gabriel Manastırı ile İdil arasındaki yakın ilişki bugün de devam ediyor. Bugün İdil, tüm Şırnak ili ile birlikte Süryani Ortodoks Kilisesi‟nin dini otoritesi bağlamında Mor Gabriel Manastırı‟nda ikamet eden ve Turabdin Metropoliti unvanını kullanan Mor Timotheos Samuel Aktaş‟a bağlıdır. Bugün İdil ve çevresinde bulunan köylerden olup Mor Gabriel Manastırı‟nda dini eğitim aldıktan sonra Süryani Kilisesi‟nde hizmet veren önemli şahsiyetler mevcuttur. 1980‟li yıllardaki göçten önce, 1960 ve 1970‟li yıllarda, aziz Gabriel‟in anma gününde İdil cemaati kalabalık bir grup olarak Manastır‟a giderek kutlamalara katılırdı. Adı geçen aziz Gabriel‟in anma gününde İdil Kadınlar Korosu‟nun Mor Gabriel Manastırı‟nda seslendirdiği ilahiler ise cemaatin hatırladığı güzel bir anı olarak hafızalardadır.

7. Sonuç

397 yılında temelleri atılan Mor Gabriel Manastırı, tarihsel süreçte Turabdin bölgesinin tarihinde çok önemli bir rol oynadı. Manastır, sadece bölgenin ve Türkiye‟nin değil ama 1614 yılıdır devam eden tarihiyle dünyanın da halen faal en eski birkaç manastırından bir tanesidir. Başka bir deyişle Manastır, dünyanın devam eden en eski birkaç dini kurumundan bir tanesidir.

Yetiştirdiği azizleri ile ünlenen ve Süryani cemaati tarafından en kutsal mekanlardan biri olarak kabul edilen Mor Gabriel Manastırı, Süryanilerce Yeruşalem (Kudüs) gibi kutsal mekanlardan biri sayılıyor. 615-1088 yılları döneminde tüm Turabdin bölgesinin dini 16

yönetimini üstlenen Manastır, zengin vakıfları ile Turabdin bölgesinde bulunan manastır ve kiliselerin inşa ve onarımında önemli bir rol oynadı. Burada kurulan Manastır Okul ise aralarında sekiz patrik ve adını bildiğimiz 130‟dan fazla metropolitin de olduğu çok sayıda din adamı ve dönemleri için önemli eserler veren bazı yazarların yetiştiği bir ilim ve irfan merkezi oldu.

Mor Gabriel Manastırı ile İdil arasındaki ilişki kadim dönemlere dayanıyor. İdil bölgesinden çok sayıda kişi Mor Gabriel Okulu‟nda eğitim alarak Süryani Kilisesi‟nde hizmet verdi. Bunardan en tanınmış olanı İdil‟e yakın Hedil (Kayı) köyünden olan İğnatius Behnam‟dır (ö. 1454). İğnatius Behnam, Manastır Okulu‟ndaki eğitiminden sonra Süryani Kilisesi‟nin en yüksek dini makamı olan patrik olarak görev aldı.

Mor Gabriel Manastırı bugün de Süryani Kilisesi‟nin en kutsal ve Süryani Ortodoks Kilise litürjisinin cemaat çocuklarına öğretildiği merkezlerinden biridir. Süryaniler tarafından dua ve bereket almak için sıkça ziyaret edilen Mor Gabriel Manastırı, aynı zamanda Turabdin Metropolit Mor Timotheos Samuel Aktaş‟ın rezidansı ve merkez ofisi olarak Türkiye Süryanilerinin en önemli dini yönetim merkezlerinden biridir.

Notlar :

1 Tarihçiler tarafından farklı sınırlar çizilse de Turabdin bölgesinin merkezi, batıda Mardin, kuzeyde Hesno d‟Kifo (Hasankeyf), doğuda Gozarto d‟Shu‟o (Cizre) ve güneyde Nsibin (Nusaybin) kentlerinin çevrelediği Midyat ve çevresindeki kent ve köylerden oluşuyor. Tarihsel süreçte Süryanilerin yoğun olduğu bölgelerden biri olan Turabdin‟de onlarca manastır, kilise ve münzevi hücresi bulunuyor. Bu özelliğinden dolayı bölge Yeruşalem (Kudüs)‟ten sonra en kutsal bölge (İkinci Kudüs) olarak kabul ediliyor. Turabdin ismi Süryanicedeki tur (turo; dağ) ve abdin (“kul, köle” anlamına gelen abdo sözcüğünün çoğuludur) sözcüklerinden oluşuyor ve “[Allah‟ın] Kölelerin[in] Dağı” anlamına geliyor. Turabdin adındaki “köle” sözcüğü bu dağdaki münzevi-rahiplerin çokluğu ve bunların kendilerini Allah‟a adamasına, “Allah‟a kulluk/kölelik edenlerin dağı”na bir göndermedir. Bu konudaki bir başka görüş ise Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde Romalıların Perslerle savaşı sırasında Pers bölgesinden aldıkları esirleri bu bölgeye yerleştirmelerinden dolayı bölgenin, Turabdin (Köle Dağı) ismini aldığıdır. Osmanlı döneminde bölge Tur Nahiyesi olarak isimlendiriliyordu ve Hasankeyf livasına bağlı olan Midyat ve civarını kapsayan idari bölgeydi. (Barsavm 1996:13; Palmer 1990:7, 28; Akyüz 1998:25-26; Gaunt 2006:247; Keser 2002:10-11; Aydın&Emiroğlu ve diğerleri 2000:5; Basut 2010:244-2445; Maner 2006:215; Chaillot 1998:124.)

2 Süryanicede mor kelimesi “efendim/büyüğüm” anlamındadır. Saygı ve hürmet sıfatı olarak aziz isimlerinin önünde kullanılıyor. Bu nedenle aziz isimlerinin önünde mor kelimesi olduğunda ayrıca aziz sözcüğünü kullanmadım. Mor sözcüğü patrik ve metropolitlerin isimlerinden önce de kullanılabiliyor.

3 Dolapönü 1971:53.

4 İdil, Klasik Süryanicede (yazı dili) Beth Zabday, konuşma dilinde (Turoyo) ise Azak olarak isimlendiriliyor.

5 Manastır‟ın kurucu ataları olan Mor Şmuel (ö. 409) ve Mor Şemun‟un (ö. 433) hayat hikayeleri ile Turabdin bölgesinin en büyük azizlerinden kabul edilen ve 7. yüzyılda Manastır ve Turabdin Metropoliti olan Mor Gabriel‟in (ö. 668) hayat öyküsünü içeriyor. Bu metnin günümüze kalan en eski kopyası Londra Nüshası olarak adlandırılan versiyonudur. Bu metin, Londra‟daki British Museum‟de MS Add. 17265 numara ile kayıtlıdır. Berlin‟de bulunan ve Berlin Nüshası olarak adlandırılan bir başka kopya, Kartmin Üçlüsü‟nün özeti niteliğindedir. Bu nüsha 17. yüzyılda kopyalandı. Berlin Nüshası, Berlin Staatsbibliotek‟te MS Sachau 221 numara ile kayıtlıdır. (Palmer 1990:13-18) Taş‘iotho d’Kadişe Tlotho olarak anılan metin, bu çalışmada Kartmin Üçlüsü olarak anılıyor. Kartmin Üçlüsü adlı metinde adı geçen azizlerin hayat hikayeleri yanında, Manastır ve özellikle de Manastır‟ın Büyük Kilisesi‟nin inşası hakkında önemli bilgiler içermektedir. Kartmin Üçlüsü‟nün günümüze kalan en eski metni British Museum‟da bulunuyor ve buradaki metnin yarısı 11. yüzyıldan önce, diğer yarısı 13. yüzyılda daha eski bir nüshadan kopyalanmıştır.

6 Palmer 1990:13-18.

7 Burada anlatılan Mor Şmuel ve Mor Şemun‟un hayat hikayeleri Kartmin Üçlüsü adlı metindendir (XVI:16-XXI:7).

8 Dolapönü 1971:53.

9 Kartmin Üçlüsü XXVII:10-12.

10 Kartmin Üçlüsü XXVII:10-19, XXVIII:1-4, XXXI:13-19, LIX:6-10.

11 Yaz aylarında kullanılan üstü açık kilisedir. Turabdin bölgesinde bulunan birçok kilisenin avlusunda Beth Slutho mevcuttur. Eskiden, yaz aylarındaki dua ve ayinler ile defin törenlerinin duaları Beth Slutho‟da yapılırdı.

12 Kartmin Üçlüsü XXVII:1-19, XXXI:13-19, XXXII:1-4, LIX:6-10.

13 Kartmin Üçlüsü LIX:12-LXI:3. Türkçe çeviri Palmer‟ın (1999:50-51) makalesinden alındı ancak çeviri orijinal metinle karşılaştırıldı ve orijinal metinden çevrilen bazı sözcükler eklendi.

14 Kartmin Üçlüsü XC:15-18, XCI:1-9.

15 Aziz Gabriel ile Halife Ömer bin Hatab arasında görüşmenin olduğunu belirten kaynaklar şunlardır: Kartmin Üçlüsü LXXII:7-9; Bell 1982:137. Görüşmenin olmadığını yazan kaynaklar ise şunlardır: Palmer 1990:129; Barsavm 2005:484.

16 Kartmin Üçlüsü LXXII:7-16.

17 Brock 2001a:155; Palmer 1990:156.

18 Palmer 1990:129; Mor Gabriel Öğretim Kadrosu 1988:108 (1 nolu dipnot).

19 Kartmin Üçlüsü XXI:8-14, XLII:2-3, LV:10-13.

20 Brock 2001a:155.

21 Kartmin Üçlüsü XVIII:8-11.

22 Kartmin Üçlüsü LIX:7-13.

23 Dolapönü 1971:22-23; Mor Gabriel Öğretim Kadrosu 1988:17.

24 Mor Şemun d’Zeyte’nin Biyografisi (Dolapönü‟den 1971:78); 819 Vakayinamesi (Palmer‟dan 1990:12); Brock 2001b:62.

25 Brock 1999:24.

26 Mor Şemun d’Zeyte’nin Biyografisi (Dolapönü‟den 1971:81).

27 Mor Şemun d’Zeyte’nin Biyografisi (Dolapönü‟den 1971:76-89); 819 Vakayinamesi (Palmer‟dan 1990:12); Borck 1999:24; Brock 2001b:62.

28 Kartmin Üçlüsü XXI:8-14, XLII:2-3, LV:10-13.

29 Barsavm 2005:36; Dolapönü 1971:15; Akyüz 2005:252.

30 Mor Şemun d’Zeyte’nin Biyografisi (Dolapönü‟den 1971:76).

31 Dolapönü 1971:15; Akyüz 2005:252.

32 Vööbus 1960:227.

33 Kartmin Üçlüsü‟nün başlığında Mor Gabriel Manastırı ‘Umro Kohnoyo olarak anılıyor; Palmer 1990:189.

34 Palmer 1990:116.

35 Palmer 1990:155; Mor Gabriel Öğretim Kadrosu 1988:77.

36 Mor Gabriel Öğretim Kadrosu 1988:77.

37 Hayatı şu eserlerden derlendi: Barsavm 2005:246-253; Palmer 1990:113-119; Mor Gabriel Öğretim Kadrosu 1988:67-69; Dolapönü 1971:55; Brock 2001a:253; Brock 2001b:61 ve 212.

38 Mabuğ Metropoliti Mor Filuksinos‟un girişimiyle yapıldığı için Filuksinoyto olarak adlandırılan İncil çevirisi 507–508 yıllarında Horepiskopos Polikarpos tarafından tamamlandı. Tarihsel süreçte Süryaniceye yapılan önemli İncil çevirileri şunlardır: Eski Süryanice veya Evangelyon da’Mfarşe olarak da adlandırılan bir çeviri 2 ile 4. yüzyılın başları arasındaki bir dönemde yapıldığı sanılıyor ve 5. yüzyıldan kalma iki elyazması mevcuttur; Diatessaron veya Evangelyon da’Mhalte olarak bilinen, dört İncil‟in harmanlanarak oluşturulan ve muhtemelen 2. yüzyılda önce Yunanca yazılan ve daha sonra Süryaniceye çevrilen bir İncil çevirisidir ve bu çeviri Süryani Kilisesi‟nde 5. yüzyıla kadar kullanıldı ancak günümüze ulaşan nüshası olmadı; Pşitto (Sade /Basit) olarak adlandırılan çeviri Eski Süryanice (Evangelyon da’Mfarşe) olarak adlandırılan çevirinin Yunancayla karşılaştırılarak ve ona daha yakın bir çeviri oluşturmak amacıyla 5. yüzyıl başında tamamlanmasıyla oluştu ve bu çeviri 5. yüzyıldan sonra Süryani Kilisesi‟nde kullanılan en yaygın İncil çevirisi oldu; Harkeloyto olarak anılan bir başka çeviri ise 615 yılında Filuksinoyto çevirisinden yararlanarak Harkelli Toma tarafından yapılanıdır. Mor Gabriel Manastırı‟nın eğitim kadrosu tarafından farklı Pşitto çevirileri kullanılarak, dipnot ve açıklamalarla desteklenen, 1994 ve 2007 yıllarında baskısı yapılan Mor Gabriel Pşittosu da bu alanda yapılan önemli bir çalışma olarak anılabilir.

39 Kutsal ayin kitabı.

40 Hayatı şu eserlerden derlendi: Barsavm 1996:20; Barsavm 2005:358; Mor Gabriel Öğretim Kadrosu 1988:60; Dolapönü 1971:16; Palmer 1990:188-189; Brock 2001a:155; Krüger 1937:60.

41 Paskalya Bayramı‟ndan önce tutulan 50 günlük orucun başında Süryani Kilisesi‟nin patrikleri Manşur (Mektup) adı ile dünyadaki tüm Süryani Ortodoks kiliselerinde okunmak üzere bir mektup yazarlar. Patrik, Manşur‟da orucun anlamı üzerinde durur ve kilise için önemli gördüğü bazı noktaları müminlere bildirir.

42 Hayatı şu eserlerden derlendi: Barsavm 1996:20; Barsavm 2005:447-448; Bilge 2006:83.

43 Pazar ve ayin yapılan özel günlerde ve bu günlerin akşam ve sabah dualarında kahin ve diyakon tarafından makamla okunan bir dua kitabıdır.

44 Brock 2001a:155; Palmer 1990:189

45 Dolapönü 1971:97.

46 Dolapönü 1971:101. Alıntıyı Dolabani (Dolapönü)‟nün kitabından aldım ve metnin daha iyi anlaşılması için redakte ettim. Dolabani metni eski bir el yazmasından aldığını ancak elyazmasının adını belirtmiyor.

47 Eski Süryani elyazmalarında kullanılan bir yazı stilidir. Bu yazı stili 3. yüzyılda Urhoy (Urfa)‟da ortaya çıktı ve daha sonraki dönemde yaygın olarak elyazmalarında kullanılmaya başlandı. Arapçadaki Kufi yazı stili de estrangelo yazı stilinden etkilenerek gelişti. Estrangelo kelimesinin anlamı konusunda farklı görüşler vardır. Bir görüşe göre estrangelo sözcüğü “yuvarlanmış” anlamına gelen Grekçe strongulos sözcüğünden gelmektedir. Bu görüş erken dönemde yazılan elyazmalarındaki yazı stiline uygun düşüyor. Bu dönemde Estrangelo harfleri gerçekten de yuvarlak bir stile sahiptiler. İkinci bir görüş ise, bu yazı stilinin İncil nüshalarının kopyalanmasında kullanılan bir yazı stili olmasından dolayı Süryanicedeki serto evangeloyo (serto, hat veya yazı şekli, evangeloyo ise İncil‟e ilişkin anlamındadır) isminden gelmektedir. Süryanicedeki serto evangeloyo, “İncil hattı/yazısı” anlamına geliyor. Bu görüş de 12 ve 13. yüzyıllarda kopyalanan İncil elyazmalarına uygun düşüyor. Çünkü bu dönemde İncil nüshalarının kopyalanmasında genellikle estrangelo yazı stili kullanıldı. (Brock 2001a:244; Odo 1979:6-7; Barsavm 2005:43.)

48 Deir es-Suryani (Süryani Manastırı) 6. yüzyılın başında Mısır‟ın Nitrian çölünde Meryemana adına kurudu. Manastır 6. yüzyılın ortasında Kahire‟de ikamet eden Süryani cemaatinden olan Tagritli bir tüccar olan Marutha tarafından satın alınarak Süryani rahiplere bağışlındı. Manastır bu yüzden Deir es-Suryani olarak biliniyor. 1636 yılına kadar Süryani rahiplerin barındığı bir manastırdı. O tarihten sonra Kopti rahiplerinin yaşadığı bir manastırdır. Manastır Kütüphanesi çok zengin bir elyazması koleksiyonuna sahipti. 927 yılında Manastır rahiplerinden Nsibinli (Nusaybinli) Muşe, tüm Mezopotamya bölgesini dolaşarak 250 civarında elyazması ile Manastır‟a döndü. Bu tarihten sonra da Manastır topladığı elyazmaları ile tanınıyor. Mor Gabriel Manastırı‟nda kopyalanan ve Orta Çağ boyunca Deir es-Suryani Manastırı‟nda kalan elyazmalarının hangi dönemde bu manastıra gittiği bilinmiyor ancak Nsibinli Muşe‟nin ilk gezisi sırasında olması mümkündür. (http://en.wikipedia.org/wiki/Syrian_Monastery,_Egypt, 15 Ocak 2011; Barsoum [Barsavm] 2000:190; Brock 2001a:163.164)

49 Brock 2001a:155; Brock 1997:8.

50 Brock 1997:8.

51 Barsavm 1996:159; Mor Gabriel Öğretim Kadrosu 1988:55.

52 Garıs [Gülten] 2000:14.

Kaynakça:

Akyüz, Gabriyel (1998): Mardin İli’nin Merkezinde Civar Köylerinde ve İlçelerinde Bulunan Kiliselerin ve Manastırların Tarihi. İstanbul.

Akyüz, Gabriyel (2005): Tüm Yönleriyle Süryaniler. İstanbul.

Aydın, Suavi & Emiroğlu, Kudret & Özel, Oktay & Ünsal Süha (2000): Mardin: Aşiret-Cemaat-Devlet. İstanbul: Tarih Vakfı.

Barsavm, Afrem (1996): Tur-Abdin Tarihi. Södertälje: Nsibin Yayınevi.

Barsoum [Barsavm], Afrem (2000). The History of Syriac Literature and Sciences. Pueblo: Passeggiata Press.

Barsavm, Afrem (2005): Saçılmış İnciler. Türkçeye çeviri: Zeki Demir. İstanbul: İstanbul Süryani Kadim Metropolitliği.

Basut, Hanna (2010): Yukarı Kafro (Arıca) Köyü. Hollanda, Oldenzaal.

Bell, Gertrude (1982): The Churches and Monasteries of the Tur Abdin (Marlia Mundell Mango‟nun Önsöz ve notları ile). London: The Pindar Press.

Bilge, Yakup (2006): Geçmişten Günümüze Deyrulzafaran Manastırı. İstanbul: Gerçeğe Doğru Kitapları.

Brock, Sebastian (1997): “Mor Gabriel Manastırı 397-1997”. Turabdin’in Sesi. Linz: Haziran 1997, sayfa 8-9.

Brock, Sebastian (1999): “Turabdin: Eski Süryani-Arami Kültürünün Anavatanı”. Turabdin: Canlı Kültür Mirası adlı kitaptaki makalesi. Linz: Friends of Turabdin, sayfa 24-25.

Brock, Sebastian (2001a). The Hidden Pearl (The Heirs of the Ancient Aramaic Heritage. Cilt II. Roma: Trans World Film.

Brock, Sebastian (2001b): The Hidden Pearl (At the Turn of The Third Millennium; The Syrian Orthodox Witness). Cilt III. Roma: Trans World Film. 18

Chaillot, Christine (1998): The Syrian Orthodox Church of Antioch and All the East. Cenova: Inter-Orthodox Dialogue.

Dolapönü [Dolabani], Hanna (1971): (Mar Gabriel) Deyr-el-umur Tarihi. Süryaniceden Türkçeye çeviren Cebrail Aydın. İstanbul: Baha Matbaası.

Garıs [Gülten], İsa (2000): „‟Hıristiyanlığın 2000. Yılında Turabdin‟‟, Heto. Örebro: Ocak 2000, s. 13-17.

Gaunt, David (2006): Massacres, Resistance, Protectors: Muslim-Christian Relations in Eastern Anatolia During World War I. New Jersey: Gorgias Press.

Kartmin Üçlüsü. Bak. Taş‘iotho d’Kadişe Tlotho.

Keser, Elif (2002): Tur Abdin: Süryani Ortodoks Dini Mimarisi. İstanbul: Tarih Vakfı.

Krüger, Paul (1937): Das syrisch-monophysitische Mönchtum im Tur-Ab(h)dm von seinen Anfängen bis zur Mitte des 12. Jahrhunderts. Münster.

Maner, Çiğdem (2006): Binyılların Tanığı Mardin ve Çevresi Gezi Rehberi. İstanbul: Marev.

Mor Gabriel Öğretim Kadrosu (1997):Mor Gabriel Manastırının Kuruluş Hikayesi”.Turabdin’in Sesi. Linz:Haziran 1997, s. 12.

Odo, Tuma (1979): Simto d’leşono Suryoyo [Süryani Dil Hazinesi]. Stockholm: Assyrian Federation in Sweden.

Palmer, Andrew (1990): Monk and Mason on the Tigris Frontier. Cambridge: University of Cambridge.

Palmer, Andrew (1999): “Kartmin (Mor Gabriel) Manastırı‟nın 1600 Yıllık Öyküsü”. Turabdin: Canlı Kültür Mirası adlı kitaptaki makalesi. Linz: Friends of Turabdin, s. 47-55.

Taş‘iotho d’Kadişe Tlotho (1990): (Tam adı Taş‘itho d’Mor Şmuel u Mor Şemun u Mor Gabriel dab‘Umro Kohnoyo d’Kartmin [Kartmin Ruhban Manastırı‟nda Uyuyan Mor Şmuel, Mor Şemun ve Mor Gabriel‟in Hayat Hikayesi] olan ve adı geçen üç azizin hayat hikayesi kısaca Taş‘iotho d’Kadişe Tlotho (Üç Azizin Hayat Hikayesi; 19 Kartmin Üçlüsü) olarak da biliniyor. Bu çalışmada kullandığımız Kartmin Üçlüsü adlı nüsha British Library ve İstanbul Süryani Kadim Ortodoks Kilisesi Kütüphanesi‟nde bulunan nüshaların karşılaştırılarak Dr. Andrew Palmer tarafından kopyalanan nüshasıdır. Palmer‟ın (1990) adı geçen kitabında mikro fiş olarak mevcuttur.) Cambridge: Cambridge University Press.

Vööbus, Arthur (1960): History of Asceticism in the Syrian Orient II. Louvain.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


8 + 2 =