Arap Dili ve Alfabesinin kısa Tarihi – Mim Yavuz Binbay

portreArap alfabesi tarihsel oluşum süreci boyunca çok sayıda değişimler geçirmiştir. Arap alfabesinin aslen Aramice alfabesinin bir varyantı olan ve Fenike alfabesinden evrilen Nebati alfabesinden evrildiği düşünülmektedir. Diğer taraftan Fenike alfabesinden İbranice ve Yunan alfabesi, bunlardan da daha sonra Kiril ve Latin alfabesi ortaya çıkmıştır.

Mitolojideki Babil kulesi mitindeki “Eskiden tüm insanlar aynı dili konuşuyordu. Babil kulesinde sesler karıştı ve farklı dillere dönüştü.” Anlatımı bu konuyu sembolize ediyor.

İlk alfabe olarak kabul edilen Sümer çivi alfabesi (cuneiform) alfabedir. Ses uyumlu (fonetik) bir alfabe olmadığı için yazıya uygun değildi. Ses uyumlu yazıya uygun ilk alfabe Sümer’den sonra Sami kökenli Aramiler tarafından kurulan AKAD’lar tarafından geliştirilen alfabedir.

Modern alfabenin kökeni ise, Fenikelilere dayanmaktadır. Fenikeliler, bu alfabeyi antik Mısır Hiyeroglif alfabesinden esinlenerek oluşturmuşlardır. Mısır hiyeroglifiyle Sami alfabesi arasında yakın ilişkiler vardı eldeki kaynaklara göre, dört Sami alfabesinden “Sabaea”da 29 harf vardı. Fenikelilerin tüccar olmasının da yardımıyla alfabe bütün Akdeniz çevresine yayılmıştır. Arapların, Yunanların, İbranilerin ve Latinlerin alfabeleri hep Fenike alfabesinden türemiştir. Günümüzde kullanılan alfabeler bu Sami kökenli alfabeden türemiştir.

M.Ö. 5. ve 6. yy ’da kuzeyde yaşayan Sami kabileler göç ederek bugünkü Ürdün’de Petra şehrinde bir Krallık kurdular. Bir oymak olan Nabu kabilesinin isminden dolayı Nebatiler olarak adlandırılan bu kabileler olasılıkla Arapçanın bir formunu konuşuyorlardı.

Bilinen ilk Nebati yazılı metinleri, M.S. 2 yy’da Aramice konuşma dilinde ama bazı Arapça özelliklere sahip olarak ortaya çıktı (Aramice o dönemde yaygın olarak konuşulan bir diplomasi ve ticaret dilidir). Nebatiler konuştukları dilde yazmıyorlardı. Bunun yerine Aramice’nin bir şekli olan ve sürekli geliştirilen bir alfabe ile yazıyorlardı.

Bundan da iki farklı form oluştu: bunlardan birisi öncelikle anıtsal yazıtlar için kullanmak üzere geliştirildi. Bu ilk forma anıtsal Nebatice de denilir.

Diğer form ise daha ziyade papirüs üzerinde daha hızlı ve daha kolay yazabilmek için papirüse uyarlanan bir el yazısı şekliydi. Bu papirüs el yazısı formu anıtsal yazı formunu giderek daha çok etkilemiş ve yavaş yavaş Arap alfabesine dönüşmüştür. Tarihsel süreçler de göz önüne alındığında Arap alfabesinin Nebati alfabesinden gelişmiş olduğu görülüyor.

İSLAM ÖNCESİ ARAP YAZILARI

Bilinen ilk Arapça yazıtlar M.S. 512′ye aittir. Bulunan en eski parça Yunanca, Süryanice ve Arapça olmak üzere 3 ayrı dilde birden yazılmış olup Bi’r az Zabad‘da Suriye’de bulunmuştur.

Arap alfabesinin bu versiyonu 28 farklı ses birimini (phoneme) yazabilmek için sadece 15 farklı yazı birimine (gramafeme) sahip olan 22 harfli bir alfabeydi (bakınız yukarıdaki tablo). Her ne kadar İslam öncesi Arapça yazıtlardan yeterli sayıda buluntular günümüze kadar kalabilmişse de bu yazıtlardan ancak çok azı gerçekte Arap alfabesinde yazılmıştır. Bunlardan bazıları Arapça veya diğer akraba dillere ait alfabelerle yazılmıştır.

  • Kuzeyde Thamudi, Lihyani ve Safai yazıtlarında
  • Aramice ve Arapça dilinde ama Nebatice alfabesiyle yazılmış yazıtlarda
  • Süryanice gibi başka bir dildeki alfabeyle
  • İslam öncesi Arapça dilinde ve Arapça alfabeyle yazılmış yazıtlarda ki bunlardan sadece çok az vardır ve 5 tanesi kesindir. Bu yazıtlar genellikle birden fazla harfler tek bir yazı birimine (gramaphem) denk geldiği ve ses birimlerini (phoneme) ayırt eden noktalamalar kullanılmadığı için tercüme edilmelerini zor olan metinlerdir.

Nebatice yazı alfabesi yavaş yavaş Arapça yazı biçimine dönüşmüştür. Bu muhtemelen An-Namara ile Jabal Ramm yazıtları arasındaki bir zaman dilimine rastlar.  Çoğu belgeler muhtemelen papirüs gibi çabuk bozulan malzemeler üzerinde yazılmıştı.  El yazısına dayandığı için daha büyük değişikliklere maruz kalmıştır. Bu döneme ait yazılar çok nadirdir. İslam öncesine dayanan sadece 5 yazıt güvenli olarak kabul edilmektedir, diğerleri ise tartışmalıdır.

İslam’ın fetih hareketleriyle ele geçirilen Arap yarımadası ve kuzey Afrika’daki ülkelerde Semitik diller zaten konuşuluyordu. Fakat bu diller Arapça değildi Aramca – Süryanice (Suriye, Lübnan, Irak), Kıpti dili (Mısır), berberi dilleri idi.

Bu ülkelerdeki insanların İslam’a geçişleriyle birlikte Arapça dillerine oldukça etki etmesine rağmen kendi dillerinden de tam manasıyla vazgeçmediler ve ortaya çeşitli varyasyonlarda konuşulan Arapça lehçeleri çıktı.

Aynı değişiklikler ufak farklarla Levant (Suriye, Lübnan, Filistin ve Ürdün’ün bir kısmında) ve Yukarı Beyt-Nahreyn lehçelerinde de Aramca Süryanicenin etkisinde kalmıştır.

Dolayısıyla aslında derinlemesine incelenecek olursa bu diller Arapçanın büyük etkisine maruz kalmış olsalar da özgün lehçelerini de korumuşlardırlar.

Ancak bütün Arap Devletlerinin resmi dili Standart Arapçadır ve tüm bu ülkelerde yaşayan insanlar okul hayatlarında ikinci bir dil olan Standart Arapçayı da öğrenmeye başlarlar ancak bu dilin kullanımı konferanslar, ticari yazışmalar, haberler, edebiyat ve dini olaylarla sınırlıdır.

Dolayısıyla siz bir Lübnanlı, mısırlı, Iraklı, Suriyeli… Vb ile standart Arapça konuştuğunuzda o bu dili konuşmamayı tercih edecektir size kendi dilinde cevap verecektir ta ki siz standart Arapça konuşmasını rica edinceye kadar kendi lehçesiyle devam edecektir.

Bu anlaşılamama meselesinin sebebi bazılarının sandığı gibi lehçe-şive değildir. Arap milleti Türkî ve Kürdî milletler gibi birbirinden kopuk yaşayan bir millet değildir. Bunun sebebi Arap yarımadasının aslında Arap yarımadası değil “Sâmî-Semitik” yarım adası olmasıdır.

Bu arada Süryanice, İbranice ve Arapça ayrı diller değil, Aramice’nin birer koludur dersek yanılmamış oluruz. Arapça metinlerde kastedilen Süryânîceden çoğunlukla Aramîce kastedilmektedir.

Geçmiş Dönem Arap Yarımadasında Dil

Arap yarımadasından Bereketli Hilal”e doğru M.Ö. 3000-1800″lerde Akad ve Amurru”luların göç dalgaları sonucu Akad dili bölgeye egemen olmuştur. M.Ö. 1400’e kadar yerliler ve Mısırlı efendileri tarafından konuşulan ve yazılan Akad’ca, resmî dil olduğu kadar sokaktaki insanın da konuştuğu dil olmuştur.

Âramice M.Ö. 1200″erden itibaren yerini Akadça”ya bırakmaya başlamış ve bölgede bu dilin çeşitli lehçeleri ortaya çıkmıştır. Âramice, Kenânilerin dili olan İbraniceyi yerinden etmiştir.

Âramicenin bu bölgedeki etkisi yüzyıllar sürmüş ve Batı Asya’daki Yahudilerin konuştukları dil olmuştur. Daha sonra ise bölgede Arapça ortaya çıkmış ve İslam’la birlikte tüm Batı Asya boyunca, Âramiceyi yerinden etmiştir…

Arapça, Süryanice ve İbranice, ARAMİCE”nin birer koludur ve kardeş dillerdir.

Mim Yavuz Binbay

Yazının linkleri ;

http://www.siirtnews.com/yazar-183-arap_dili_ve_alfabesinin_kisa_tarihi.html

http://www.gelawej.net/index.php/yazarlar/157-konuk-yazar/621-arap-dili-ve-alfabesinin-k%C4%B1sa-tarihi

http://www.kurdistan-aktuel.org/arap-dili-ve-alfabesinin-kisa-tarihi-makale,286.html

 

Kaynakça;

Albert Hourani Arap halklari tarihi 1997.

IMEK, M. (2003), Süryaniler ve Diyarbakır, Çiviyazıları Yay., Istanbul

http://www.islamic-awareness.org/History/Islam/Inscriptions/

http://dijitalkoleksiyon.files.wordpress.com/2013/10/arapca.jpg[/IMG]

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


65 − 60 =