Demokrasi ve Seçim Kültürü – Mim Yavuz Binbay

portreHatasıyla – doğrusuyla, Sevabıyla – günahıyla bir seçimi daha geride bıraktık. Birçok kesim seçimlerin siyasal analizini yapıyor. Ben siyasal analizden farklı bir yaklaşımla bir değerlendirme yapmak istedim.

Demokratik toplumlarda Seçimler toplumun önündeki sorunların analizinden çıkan duruma göre partilerin ve politik gurupların çözüm projeleri üretip toplumun dinamiklerinden bu projelerine destek istediği durumlarda toplumsal dinamiklerle buluşur ve aldığı destek oranında çözüm gücü haline gelir.

Seçim dönemlerinde kullanılan yöntemler o toplumun seçim kültürünü yansıtır. Batı toplumlarında seçmenler seçimleri partilerin projelerini değerlendirerek bireysel özgür iradelerinin yansıması olarak değerlendirir. Bu algıyla oy verir. Bizde ise partilerin projeleri çok net olmadığı için daha çok parti veya lider taraftarı olarak adlandırabileceğimiz bir yaklaşım oy vermede belirleyici bir etkendir.

Türkiye’de kalabalık mitingler, cadde ve sokakları parti amblem ve bayraklarıyla donatmak, ev ev dolaşmak, seçim minibüsleriyle sesli anonslar yapmak, yüzlerce araçlık konvoylarla karşılamalar yapmak veya gövde gösterisi turları vb. seçim yöntemleri olarak benimsenmiştir.

Bu yöntemleri dünyadaki örneklerle kıyaslayacak olursak, seçim kültürümüzün dünyadaki kategorisini de belirlemiş oluruz.

Önce övünerek partimizin mitinglerine on binler, yüzbinler veya milyonlarca kişiyi topladığımızla başladığımızda. Sahi Avrupa’nın hangi ülkesindeki seçimlerde on binler, yüzbinler işlerini güçlerini bırakıp seçim mitinglerine gidip helak oluncaya kadar bağırıp, hatta futbol maçlarında holiganların yaptığı gibi karşı görüşlü partinin taraftarlarına saldırıp, tehdit edip gözdağı veriyorlar. Almanya, Fransa, İngiltere, İsviçre vd. ülkelerde bu yönteme rastlamamaktayız.  Hiç Paris’te Fransız bir parti liderinin on binlerce kişinin katılımıyla yapmış olduğu bir mitingi hatırlıyor musunuz?  Veya cadde ve sokaklarında bizde olduğu gibi cadde ve sokaklarını trafiği tehdit edercesine bayrak ve flamalarla doldurmak için birbirlerine saldırdıkları veya hastayı yatağından fırlatacak minibüsten ses ayarları bozuk eskiden belediye hoparlörlerinden yapılan kimsenin anlamadığı anonslar benzeri gün boyu anonsları ve en ilginci kapı kapı dolaşarak propaganda yapan grupları hiç duydunuz mu?

Avrupa ülkelerinde ben böylesi seçim çalışmaları yöntemlerini duymadım ve şahit olmadım. Yakından bildiğim İsviçre’de ise bu tür yöntemler hiç kullanılmamakta hatta kişinin iradesine müdahale olacağı hesabıyla tepkiye sebep olacak yöntemler olarak addedilir. İsviçre’de, seçim mitingleri yoktur.  Her parti seçimlerle ilgili afişlerini belediyenin belirlendiği afiş panolarına yapıştırır. Yollarda ve sokaklarda veya rastgele duvarlarda ne bir afiş nede yazı vardır. Seçimlerle ilgili projelerini içeren broşürlerini seçmenleri bilgilendirmek için posta kutularına koyar. Seçmen mitinglerde hamaset nutukları içeren nutuklarla değil bu broşürlerle o partinin seçimlerle ilgili düşünceleri hakkında bilgi sahibi olur ve değerlendirmesini yapar.  Seçmenin kapısını çalıp propaganda yapmaya çalışmak iradeye müdahale olarak addedilir ve hoş karşılanmaz. Araçlardan anons gibi gürültü kirliliği oluşturan yöntemi ise düşünmek bile mümkün değildir. Çünkü tehlike oluşturmadığı taktirde korna çalmak bile yasaktır. Oysa bizde yüksek bir maliyeti olan yüzlerce araçlık anlı şanlı parti konvoyları kornalarını aralıksız çalarak gövde gösterisi yapması bir övünç olarak görülür. İsviçre de seçim mitingleri olmadığı için adayların veya liderlerin birbirlerini suçlayan, tehdit eden, hakaret eden konuşmalarına rastlanmaz. Bunun yerine adayların veya liderlerin televizyon programlarında projelerini anlattıkları sorulara yanıtlar verdikleri programlar vardır.  Bu programlarda da bizdeki gibi suçlayan, tehdit eden, hakaret eden konuşmalarına rastlanmaz. Bu programlarda amaç partilerinin projeleri hakkında seçmeni bilgilendirmektir. Hedef adayların veya liderlerin birbirlerini yıpratmaları değil toplumsal sorunlarla ilgili partilerinin projelerini benimsetmektir.

Kısaca verdiğim bu örneklerden sonra, okuyucuya sormak istiyorum acaba hiçbiriniz filan parti mitinglerine daha fazla kişi toplamış, karşılama ve gövde gösterisi konvoyları daha muhteşem, falan partini caddelere, sokaklara daha fazla bayrak ve flama asmış, bunları asmak için diğer parti taraftarlarına daha fazla saldırıp sindirmiş. Falan partinin lideri veya adayı diğer partilerin liderlerini ve adaylarını daha fazla hakaret etmiş, yıpratıp tehdit etmiş. Falan parti müsait olup olmadığıma bakmadan evime defalarca çat kapı gelip oy istemiş, anons minibüsleri bebeğimi uykusunda, hastamı yatağında daha fazla rahatsız etmiş vb. sebepler sizi etkileyerek o zaman oyumu ona vereyim diyerek hangi partiye oy vereceğinize karar verdiğiniz oldu mu?  Hangi partiye oy vereceğiniz konusunda bu saydıklarımızın ve benzeri olguların ne kadar etkisi var?

Partiler seçim çalışmalarına milyonlarca lira harcamasına rağmen, bugüne kadar hangi seçimde partilerin projeleri ile ilgili broşürleri bize yollandı? Oysa yukarda saydığımız yöntemlerin maliyetlerinin %10’u gibi bir maliyetle partiler ve adaylar tüm seçmene ulaşacak broşürlerini ulaştırabilirler. Bu yöntem hem daha çağdaş hem de seçmenin birey olma iradesine saygıyı yansıtan bir yöntem olacaktır.

Bireyin iradesine saygının ön planda olduğu çağdaş seçim yöntemlerinin uygulandığı seçimler dileğiyle.

Mim Yavuz Binbay

Haber Linkleri;

http://www.gelawej.net/index.php/yazarlar/157-konuk-yazar/308-demokrasi-ve-se%C3%A7im-k%C3%BClt%C3%BCr%C3%BC

http://www.siirtnews.com/yazar-169-demokrasi_ve_secim_kulturu.html

http://www.kurdistan-aktuel.org/turkiye/demokrasi-ve-secim-kulturu-h450.html

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


26 − 21 =