KATLİAMIN LANETİYLE YAŞAMAK VEYA KURTULMAK ! – Mim Yavuz Binbay

portreBugün savaş tellallığı yapan çığırtkanların haberlerini ve köşe yazılarını okurken ahlakta çöküşün, birkaç dolar kazanmak uğruna yapılan ahlaksızlığın sınırının da olmadığını öğrenmiş oldum.  Bu ahlaksız gruplar bu cesareti nereden alıyor dersiniz, yüzyıl önceki ahlaksızların insan kanından (Ermeni, Süryani, Kürt ve Arab) beslenerek kazandıkları kanlı servetlerini kullanarak hala geçer akçe olmalarından alıyorlar.

Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi tam bir Arab katliamına dönüşen malum çevrelerin  “Arab Baharı” Suriye’de örgütledikleri katil çetelerle oyunlarının tutmayacağını görünce katil çetelerine kimyasal silah kullandıracak bir insanlık suçunu işleyecek kadar gözleri dönmüş ve pervasızlaşmışlardır. Kimyasal silahı katil çetelerin kullandığı birçok çevrece belirtilmesine ve kanıtlar sunulmasına rağmen malum çevreler ve işbirlikçileri bir ağızdan koro halinde BM denetimi başlamadan yapılacak araştırmanında izlerini silecek bir saldırı sahneye kondu. Bu acele niye? Bu konuda birkaç sorumu paylaşmak istiyorum;

1. Suriye’de daha önce muhaliflerin sarin gazı (kimyasal silah) kullandığı BM tarafından tespit edildi. Türkiye’de, Antep’te ve Konya’da Sarin gazı yakalandı.  O zaman hiç muhaliflerin cezalandırılmasını istediniz mi veya insanlığınız neredeydi? Bu kimyasallar kimler tarafından verildi? Bu tür silahların menşei bellidir en basit incelemede tespit edilebilir. Bu gazlar Hangi devlet veya devletler menşeliydi?

2. Suriye’de insanları sırf dininden ve mezhebinden dolayı din adamları dahil insanları katleden (daha bugün üç kamyon şoförünün infazının görüntüleri medyadaydı)  ve kimyasal silah kullanan muhaliflerin sicili çok mu düzgün? Siz ( çeçen, Suud, Sudanlı vs gruplarla )neden oradasınız? Neyi destekliyorsunuz?

3. Daha BM kimyasal silahın kimler tarafından kullanıldığını teyit etmeden bu acelenizin, bu SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞINIZ nedeni nedir? Akla bu soru geliyor, bu acele ve telaş suç delilerini karartmak olmasın? Fransa’nın Sosyalist müsveddesi başkanı cezalandırıcı Holland sen ve ülkeni bugüne kadar işlediğiniz insanlık suçu katliamlarınızdan ( Cezayir, Libya, Ruanda vd.) dolayı sizi kim cezalandıracak? Kuskusuz bu ahlaksızca cesareti yaptığı her insanlık suçu yanına kar kalan ABD’den almaktadır.

4. Kimyasal silahlar konusunda bilgim yok ama kimyasala maruz kalmış kişilere çıplak elle müdahale edildiğini gösteren videoların hiç kurmaca olabileceği üzerinde düşündünüz mü?

5. Peki bu kimyasal gaz Şam’ın bu kadar yakınında kullanılmasına rağmen acaba Şam merkezinde yaşayan insanların az da olsa etkilenmesi ve bunun haberlerinin gelmesi gerekmez miydi? Nitekim Saddam diktatörünün yaptığı Halepçe katliamında ve ABD’nin yaptığı Hiroşima ve Nagazaki’de ve bunlara benzer diğer insanlık suçlarında böyle bir etki olmuştu.

6. Esad tam savaşı kazanırken neden kimyasal silah kullansın?

7. Amerika’nın Irak’taki kimyasal silah yalanı ortadayken Amerikan istihbaratından daha yapılmamış bir açıklamayı kaynak göstermeyi haberciliğin hangi ilkesine sığdırıyorsunuz?

8. El-kaidenin Esad’ın devrilmesi durumunda daha güçlü bir konuma geleceği ve Irak gibi Suriye’de de her gün onlarca kişinin öleceği ihtimali sizce ne kadardır? Muhalif olarak adlandırılan katliam çetelerinin iktidarında orada yasayan Hristiyanlar ( Süryani ve Ermeniler, Nusayriler) ve diğer mezheplerin ( Alevi, Şii, Nusayri) bir jenoside maruz kalmamalarının ihtimali var mı ? varsa ne kadardır? Garantisi nedir?

Bu gün sahnelenen katliamların izlerini iki dünya savaşına ve sayısız katliamlara sebep olan sonuçlarını yüzyıldır tartıştığımız bir önceki 20. Yüzyıla bakmamız gerekiyor.

Bundan yüzyıl önce bugünün benzer koşullarında bu coğrafyada katliamlar yaşandı.  Yüzyıl önce gene bazı çevreler dünyayı yeniden düzenliyor “Demokrasiyi geliştiriyordu !”. Bu düzenlemelerin siyasi aktörleri kapalı kapılar ardında ittifaklar yapıyordu. Bu ittifaklar sonucunda tüm Arab coğrafyasının yansıra bugün içinde yaşadığımız coğrafyada yeniden dizayn edildi. Bu dizayn sonucunda bu coğrafyanın iki asli unsuru Süryani kadim ve Ermeni halkları katliama maruz kaldı. Bu coğrafyada yaşayan Arablar, Süryaniler, Ermeniler ve Kürtler iradeleri dışında parçalara ayrıldı. Bazı çevrelerce arada bir dillendirilen ittifak aslında bin yıl önce bugün muhatapları olmayan ittifaklar değil, yüzyıl önce muhatapları hala siyasal erkte etkin olan sonucundan katliamlar, bölünmeler çıkan son ittifaktır. Failler birbirine bu ittifakı hatırlatıyor.

Yüzyıl önceki ittifakın yüz kızartıcı insanlık suçunun sonuçlarını yüzyıl boyunca tartışıp durduk. Ama ne yazık ki bulaşan lanetini utancını silmek bir yana hafifletemedik bile. Hala bu utancın gerçek sebeplerini ve sonuçlarını açıkça konuşmaktan çok uzak bahaneler uydurmakla meşgulüz.  Kullanıldık, biz dostuz, kardeşiz ve yarım ağızla ama yükümlülük almadan, özür dilemenin yükümlülüklerini yerine getirme gibi bir çaba olmadan bu gibi söylemlerle vicdanlar susturulmaya ve yükümlülükten kurtulup gasp edilenleri sahiplenmenin yolları arandı. Hiçbir zaman insanlık suçu olan katliamın mağdurlarının acılarını hafifletecek en alt düzeyde bile bir girişimde bulunulmadı. Aksine maddi varlıkları yağma ve talan edildiği yetmezmiş gibi kültürel varlıkları da güneş dil teorisi benzeri yaklaşımlarla gasp edilme çabasına girildi. Basit bir örnekle, varsa samimiyet binlerce yıl birlikte paylaştığımız kültürel ve manevi değerlere özlem duyduğumuz bu kardeşlerimize bir minnet veya onlara karşı işlenen insanlık suçunu bahaneler uydurmadan katliamların, o gün kapalı kapılar ardında iştahla yapılan ittifaklar sonucunda yapıldığını deklere ederek, bu deklarasyonun sonucunda ortaya çıkacak yükümlülükleri  asgari düzeyde de olsa net bir şekilde belirleyerek sunabilir miyiz? Ama her şeyden önce bahaneler uydurmadan yüzyıl önceki ittifakın gerekçelerini ve faillerini açığa çıkarmak lazım.

Yüzyıl boyunca kendilerini akademisyen olarak adlandırıp sipariş üzerine güneş dil teorisine, Sümerlerin ve Hititlilerin Türk olduklarına, Kürtlerin dağ Türkü olduklarıyla ilgili tezler üretmekle meşgul olan sosyolog müsveddelerinin ürettikleri bilgi kirliliğinin oluşturduğu algıdan kurtulmak gerekiyor. Bu kirli çabanın amacı katliamların üstünü örtmekti. Bu yüzyılda da ayni anlayışla günümüzde sahnelenen katliamların üstünü örtme çabası olmamalıdır.

İste bu asgari yükümlülükleri yerine getiremediğimiz ve sonuçlarını objektif değerlendiremediğimiz için yüzyıl sonra aynı senaryoyla belki gene utanç verici sonuçlarını çocuklarımız ve torunlarımız bir yüzyıl daha tartışıp lanetli bir yüzyıl geçirecekler.

Bir yüzyılın lanetini tekrar yaşamamak için; varlığını başkasının yıkımı üzerine kuran politik yaklaşımlardan kurtulmak gerekiyor. Başkalarının yıkımı sadece viraneler doğurur varlığımızı viraneler üzerine konumlandırmayı kabul etmemeliyiz. Bahaneler uydurmadan yüzyıl önceki ittifakın gerekçelerini ve faillerini açığa çıkararak bu lanetli oyunun figüranları olmayacağımızı yaşadığımız halklarla siyasi oyunlarla, tahakkümcü davranmadan samimi ittifaklar kurarak ve hayata geçirerek deklere etmek gerekiyor. Asgari düzeyde de olsa yüzyıl önceki katliamın mağdurlarının anısına saygının ve işlenen suçun kavrandığının ifadesi olarak acılarını dindirecek girişimlerde bulunmak ve günümüzde oynanan senaryo sonucunda yeni mağdurlar yaratmamak gerekiyor.

Yüzyıl önce olduğu gibi bugünde halklar arasında bir sorun yok. Sorun politik mühendislik çalışmalarında. Bugün takınacağımız tavırla ya yüzyıllık bu lanetten kurtulacağız ya da bir yüzyıl daha katmerlisiyle çocuklarımıza ve torunlarımıza miras bırakacağız. Hiç kuşku yok ki, bugünkü katliamın yanında yer alan Devletler, siyasetçiler, kurumlar, yazarlar, basın kuruluşları ve diğerleri katliamcılar ve destekçileri olarak anılacaklardır. Çocuklarınız ve torunlarınız tarafından yüzyıl önce bu insanlık suçuna ortak olanlar gibi anılmak ister misiniz? Bugünkü politik aktörler ve taraftarlarının bunları görerek bir yüzyıl tartışılacak insanlık suçlarının faalleri olmayacaklarına naifliğe kapılmadan inanmak istiyorum.

Asıl çağrım, bu suça ortak olmaması gereken, savaştan bir çıkarı olmayan duyarlı insanlara ve kurumlaradır. Toplum mühendisliğiyle oluşturulmaya çalışılan katliam senaryosuna karşı olduğumuzu deklere edelim.

Belki kandan beslenen bu kan emicileri engelleyemeyeceğiz ama en önemlisi bu insanlık suçuna ortak olmayacağız !

 

Mim Yavuz Binbay

Arab-Arami Birliği  Sözcüsü

 

http://www.gelawej.net/index.php/konuk-yazarlar/11947-katlamin-lanetyle-yaamak-veya-kurtulmak-.html

http://tr.rizgari.com/modules.php?name=News&file=article&sid=41443

http://www.kurdistana-bakur.com/index.php

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


36 + = 38