IRKÇILIK BİR İNSANLIK SUÇUDUR ! – Mim Yavuz Binbay

portreIrkçılık mazlum halkların düşmanıdır. Aslında Irkçılık insanlığın yarattığı tüm değerlerinin düşmanıdır.

Irkçı, İnsan ırklarının renk ve fiziki şekil esas alınarak birbirlerinden üstünlüğünü temel alan Irkçılık felsefesini benimsemiş kişilere verilen addır. Irkçı insanların, bir etnisiteyi, din veya mezhebi veya bir gurubu hedef alarak göstermiş olduğu fiziksel saldırı (katliam) ve olumsuz politik tutuma ise “ırkçılık” adı verilmektedir.

Irkçılık genel olarak çeşitli insan ırkları arasındaki biyolojik farklılıkların kültürel-dinsel veya bireysel meseleleri de tayin etmesi gerektiğine ve doğal sebeplerle bir ırkın (çoğunlukla kendi ırkının) diğerlerinden üstün olduğuna ve diğerlerine hükmetmeye hakkı olduğuna duyulan inanç veya bu değerleri kabul eden doktrindir. Ortaya çıkış nedenleri arasında çoğunlukla iktidar – ekonomik nedenlerin olması yanı sıra düşünsel nedenlere de dayanmaktadır.

Irkçılık genel hatlarıyla incelendiğinde aynı soydan gelenlerin başka soylardan gelenleri aşağılaması olarak algılanır.

Uluslararası yasalarda anti-semitizm (Yahudi düşmanlığı) ırkçılık olarak kabul edilir. Ne yazık ki ülkemizde son yüzyılda katliama maruz kalmış iki halk olan Ermeni halkına ve Yahudi toplumuna yönelik bu tür ırkçı yaklaşımlar hala yüksek oranda yaygındır.

Son dönemlerde bazı malum çevrelerce internet ortamında birçok azınlığın yansıra Arap halkını özellikle de Siirtli Arapları hedef alan ırkçı bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Geçen sene kendinden menkul İnönü raporu servis edilmiş ve ne yazık ki böylesi bir algıya karşı olan birçok çevrece incelenmeden ve yorumlanmadan kullanılmıştı. Bunu http://beyt-nahreyn.com/?p=52 yayınladığım yazımla cevaplamıştım.

Şimdide aynı yöntemlerle Siirt ve Tillo Araplarının 1492 yılında Endülüs’ten göç eden Yahudiler olduğu servis edilerek bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu konuda doğru bir bilgi sunulmadığı takdirde, Ne yazık ki tarihinden koparılmış kuşaklar karanlık odaklarca servis edilen bu tür propagandalardan etkilenmeye açık bir durumdadırlar. Daha önce buna benzer bazı yazılara cevap vermiştim.

Siirt ve Tillo Araplarının Sebataycı Yahudi oldukları ve Osmanlılar tarafından istihbarat için oraya yerleştirildikleri akıldan izan iddiası internet ortamında yayılmaktadır. Her şeyden önce şunu belirtmek istiyorum Yahudi olmak bir suç veya bir aşağılanma değil aksine bir Kürt, Arap, Süryani, Türk, İngiliz, Fransız veya Müslüman, Hristiyan, Budist… vb. olmaktan farklı değildir. Ancak bu gerçekliğin aksine bir ırkçı algı oluşturulmak için bir toplum mühendisliğiyle oluşturuluyorsa bu tehlikelidir ve deşifre edilmelidir.

Sami halk toplulukları Sümer’den sonra kurulan ilk imparatorluk olan AKAD, Asur ve Babil’den beri Beyt-Nahreyn coğrafyasındadırlar. Ancak Arapların Siirt ve Tillo’yu yönetimleri altına alışları ve Arap yerleşimleri M.S 7. Yüzyıla denk gelir. Öncelerinde ise şehir merkezinde Keldani ve Ermeniler Şirvan-Pervari vb. yerlerde ise Kürtler yaşamaktaydı. Tarih boyunca Siirt merkezde yaşayan Yahudi aile sayısı belirtilen en yüksek sayı 3 ailedir ve ticaret erbabıdırlar ve onlarda 1914-15 katliamından hemen önce diğer şehirlerde (Diyarbakır, Elâzığ, Urfa vd.) olduğu gibi aniden şehri terk etmişlerdir.

Tilvi’nin belirlemesine göre 10. cu yy. sonu ve 11.ci yy başlarında Tillo’da kurulan medreselerle bölge kültürel olarak Araplaşmağa başlamıştır… Bu medreselerde 1924’lere kadar Arapça ve Kürtçe eğitim verilmiştir. Birçok Kürt ve Arap alimin yetiştirilmesinde büyük hizmetlerde bulunmuştur…

Gelelim iddiaya, Yahudi toplumu Endülüs’te son Müslüman Arap devleti olan Granada devletinin 1492 yılında İspanyollarca yıkılmasından sonra Yahudiler Osmanlılardan sığınma talep etmiş ve önceleri coğrafi olarak mağrip olarak adlandırılan Fas, Tunus ve Cezayir’e bir kısmı da 1500’lü yıllarda Selanik, İzmir ve İstanbul’a yerleştirilmiştir. Görüleceği gibi Siirt ve Tillo’daki Arap yerleşimi net olarak bu göç olayından 7 yüzyıl önce olmuştur.

Sebataycı’lık hususuna gelince,  Sabetay Sevi 17. yüzyılda Osmanlı Topraklarında İzmir Agora’da doğdu. 22 yaşında Mesihlik iddiasında bulunan Musevi din adamıdır. Dünyayı kötülüklerden arındıracağına tüm Yahudileri mukaddes İsrail’e götürerek orada yeniden tapınağı inşa edeceğine inanıyordu. Her kıtada binlerce mürit edindi. Mahkemeye çıkarıldı, kerhen Müslüman oldu. İnananların çoğu peşini bıraktı ufak bir grup onu takip ederek Müslüman oldu. Bunlar dış görünüşte Müslüman veya Hristiyan, gerçekte Musevi inancına sahip günümüze kadar gelen bir cemaattir. Halk arasında Sabetaycılık adı ile bilinir. İnananları ona Amira derler.

Bu durumda Sebataycı’lık ile Arapların Siirt ve Tilloya yerleşimleri arasında Arap iktidarını esas alırsak 1000 yıl belgelere yansıyan medreselerin kuruluşlarını ve kurucularının secerelerini esas alarak hesaplarsak 700-800 yıl fark vardır.

Dönemin önemli bilgini kabul edilen Tilvi’nin ve 4 diğer önemli alimin mührünü taşıyan secereye göre Tilloya 10 ve 11 yüzyılda yerleşen Şeyh Hamza ûl kebir ve oğlu şeyh Mücahid, Halid bin Velid’in soyundan gelmektedirler ve Yahudi kökenli değillerdir. 17. Yüzyılda Tillo’ya yerleşen İsmail Fakirullah ise ehlibeyttir Hazret-i Abbâs’ın torunlarındandır Yahudi değildir. İbrahim hakki ise Erzurumlu Türk’tür o da Yahudi değildir. Tillo’nun nüfus yapısına baktığımızda %90’nı, Siirtli Arapların 3/1 bu 3 aileden gelmektedirler.

Yahudiler/İbraniler tıpkı Süryani ve Araplar gibi Sami halk topluluğundandır. Etnisite ve kültür olarak İbrani olarak adlandırılan bu topluluk Yahudilik diniyle bütünleşerek Yahudilik bir din olmasına rağmen etnik dinsel bir tanımlamaya dönüşmüştür. Yahudiliğin temel ilkelerinden biri çok açık net ve en ufak bir tolerans göstermez, “Yahudi olabilmek için Yahudi bir anne veya Yahudi bir babadan doğmak gerekir sonradan Yahudi olunamaz”. Başka dinden gelenleri kabul etmeyen ve misyonerliği olmayan tek din Yahudiliktir. Tarihte Hazar devleti kral tarafından devletin resmi dinini Yahudilik olarak ilan etmesine ve o dönemde Hazar devletinde yaşayan halkı zorla Yahudiliği kabul etmesine zorlamasına rağmen Yahudiler Hazarileri Yahudi olarak kabul etmezler. Ancak Sebataistler gibi din değiştirmiş olsalar bile İbranileri kendilerinden kabul ederler. Bunun sebeplerinden biride kendi etnik gruplarını (hatta diğer iki Sami halkı olan Araplar ve Süryanileri de dışında tutarak) Allah’ın seçilmiş halkı olarak kabul etmeleridir. Bu seçilmişlik sadece kendi etnik gruplarına verildiğini kabul ederler. Dolayısıyla İbrani olmayanı Yahudi olarak kabul etmemektedirler. http://beyt-nahreyn.com/?p=46

Bu coğrafyada yaşayan halklar Kürt, Arap, Ermeni, Süryani, Yezidi… vd. harici bir müdahale ve kışkırtma olmadığı sürece barış içinde yaşamışlardır. Yaşanan katliam süreçlerini incelediğimizde hep bölge dışı iktidar erklerinin müdahale ve kışkırtmalarına tanık oluruz. 1914-15 katliamının üzerinden geçen bir yüzyıldan sonra benzer yöntemlerle halklar arasında ötekileştirme algısı oluşturma çabaları son dönemdeki moda sözcükle “Manidardır”.

Tarihe baktığımızda, Tillo etnik olarak Keldani-Arap ve dinsel olarak Hristiyan ve Müslümandır. Siirt ise, etnik olarak Keldani, Süryani, Ermeni, Arap ve Kürt’tür. Dinsel olarak, Müslüman, Hristiyan, Êzidi’dir…

Bu coğrafyanın (Yukarı Beyt-Nahreyn) asal halkları olan Kürtler, Araplar, Ermeniler, Süryaniler tarihimizden dersler çıkararak bu oyunlara gelmeyeceğimizi, Halkların kardeşliği ve eşitliği ilkeleri etrafında kenetlenerek kuracağımız ittifaklarla bu oyunları boşa çıkaralım. Özgür ve demokratik bir gelecek bu halkların kuracağı ittifaklarla mümkündür.

Cigerxwin’in dediği gibi “dinya alem dijminé keve kev dijminexveye”… Bu kadim coğrafyanın dinamikleri olarak, halklarımızın geleceğini keklik politikalarının oyunlarına kurban etmeyeceğiz.

Nazımın dediği gibi, Kurtulmak yok tek başına ya hep beraber ya da hiçbirimiz…

…Bir ağaç gibi tek ve hür bir orman gibi kardeşçesine yaşayacağız. Çünkü biz hep beraber Kürt, Arap, Ermeni, Süryani, Türkmen, Müslüman, Hristiyan, Alevi, Ezidi… Beyt-Nahreyniz/ Mezopotamya’yız.

Mim Yavuz Binbay

Kaynakça;

  • Yahudilik Tarihi, Ahmet Almaz (İlber Ortaylı’nın Eki ile) Nokta Kitap 2007
  • Ibrahim Alaettin Gövsa, Sabatay Sevi isimli eseri, Milenyum Yayınları
  • Evet, Ben Selanikliyim Türkiye Sabetaycılığı, Ilgaz Zorlu, Belge Yayınları, Temmuz 1999
  • Gizli Din Taşıyanlar, Yorgo Andreadis
  • Sabetay Sevi ve Sabetaycıların Gelenekleri, Avram Galanti (Abraham Galante)
  • Yahudi Türkler Yahut Sabetaycılar İki Kimlikli, Gizli, Esrarlı ve Çok Güçlü Bir Cemaat, Mehmed Şevket Eygi
  • Jane Hathaway Makalesi pdf
  • Sabatay Sevi ve Sabataycılar Mitler ve Gerçekler , Cengiz Şişman
  • Eş-şeyh Muhammed el-Tilvi- seceret’ûl halid bîn Velîd
  • Mârifetnâme; s.520
  • 2) Sefînet-ül-Evliyâ; c.2, s.152
  • 3) Tezkiret-ül-Ahbâb fî Menâkıb-ıl-Aktâb

http://www.mardiniletisimgazetesi.com.tr/Mim-Yavuz-Binbay-Irkcilik-Bir-insanlik-Sucudur-yazisi-221/

http://www.siirtnews.com/yazar-144-irkcilik_bir_insanlik_sucudur.html

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


99 − 98 =