BESLENEN TARAF KAZANIR – Yusuf Beğtaş

Résultat de recherche d'images pour "Malfono Yusuf Beğtaş foto"

Mantık, neler yapmamız gerektiğini geliştiren/söyleyen yaklaşımın adıdır.

Ahlak ise, neler yapmamamız gerektiğini geliştiren/öğreten bilginin adıdır.

Huzur ve istikrar için devamlı mantıklı ve ahlaklı bir yaşamı onurlandırmanın çabası içinde olmalıyız. Düşünce, söz ve eylemlerimizde (pratiklerimizde) bu onurlu yaşamı yüceltmeliyiz. Ancak bunun olabilmesi, ruhun/yüreğin temizliğine bağlıdır.

Çünkü ruhun (yüreğin) temizliği ihmal edildiğinde, kalp kararır ve katılaşır. Katılaşmış yürek üzerine gelişim inşa etmek, kayaya tohum ekmeye çalışmak gibidir.

Tohumun yetişebilmesi için nasıl verimli toprağa ihtiyaç duyuluyorsa, sosyo-kültürel gelişim için de kararmamış, katılaşmamış yüreklere ve barışseverliği yücelten mantıklı ve ahlaklı alışverişlere çok ihtiyaç var. 

Tutarlılık ve kişisel bütünlük gerektiren BARIŞ, ruhsal bir uyanışla içsel dünyada başlayan ve toplumsal düzlemde akması gereken bir can suyudur, yaşam biçimidir. Önce insanın iç dünyasında başlamalı ve orada anlam kazanıp şekillenmeli ve hayatın damarlarına  akmalıdır. Düşünceleri beslemelidir. İnsanın içindeki ikiliğin aydın tarafına (diğeri karanlık taraf) ışık ve güç vermelidir.

Yazıldığına göre, Kızılderililerin Cherokee kabilesine ait yaşlılarından biri kabilenin gençleriyle hayat, aşk ve evlilik üzerine konuşurken şunları söylüyor: 

 “İçimizde iki kurt var ve bunların arasında da korkunç bir savaş var.’’

Kurtlardan biri; öfkeyi, kıskançlığı, açgözlülüğü, kibiri, yalanları, üstünlük taslamayı ve bencilliği temsil ediyor.

Diğer kurt ise; huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, cömertliği, alçak gönüllülüğü, nezaketi, dostluğu, merhameti ve inancı temsil ediyor.

Kabile üyelerinden biri soruyor; “Peki, hangi kurt kazanacak?” 

Yaşlı adam kısaca cevap veriyor: “Beslediğiniz…”

Çiftçi ve Oğulları

Ölüm döşeğindeki bir çiftçi, oğullarına bir ders vermek amacıyla hepsini etrafına topladı ve şöyle dedi:

‘‘Oğullarım, kısa bir süre sonra öleceğim. Bu yüzden, üzüm bağının bir yerinde gizli bir hazine olduğunu bilmenizi istiyorum. Kazarsanız onu bulacaksınız.’’

Babaları ölür ölmez, oğulları küreği, kazmayı kapıp üzüm bağını altını üstüne getirdiler ve orada gömülü olduğunu düşündükleri hazineyi tekrar tekrar aradılar. Hiçbir şey bulamadılar ama toprağın o kadar iyi kazılıp havalandırmasından sonra, bağdan daha önce hiç olmadığı kadar yüksek bir verim aldılar.

Bu hikayeden de anlaşılacağı üzere, toprak ve hazine bağlantılıdır. Ama sadece çok çalışmak veya dua etmek yetmez. Doğru şeylerde çok çalışmamız ve doğru şeyler için dua etmemiz gerekir. Hazinenin daima maddi olmadığını ve hayata değerli bir katkı sunmanın, iyi bir şey yapmanın verdiği tatminin parayla ölçülmeyeceğini anlamak da çok önemlidir.

Hikayede geçen bağ metaforu, bazen ruhumuzdur, bazen kişiliğimizdir, bazen düşüncemiz, bazen de karakterimizdir. Ruhumuzu, kişiliğimizi, düşüncemizi, karakterimizi devamlı kazmalı ve devamlı iyi şeylerle beslemeliyiz.

Beslemeliyiz ki, aradığımız hazineyi içimizde bulalım. Çünkü hayatta açmaya çalıştığımız bütün kapıların anahtarı aslında ruhumuzda saklıdır. İçsel dünyamızda gizlidir.  

Unutulmasın ki, asıl büyük zorluk başarılı/kazançlı olmak değil, gerçek özgün yeteneklerimizi keşfetmek ve onları hayata/insanlığa elimizden gelen en iyi şekilde sunmaktır. Pozitif yaklaşımlarla hizmet etmektir.

Ancak hayırsever bir yatırımcı ve fon yöneticisi olan Amerikalı John Marks Templeton’un söylediği gibi, ‘‘Hayatta herkesin kendi çıkarlarının ve tatmininin ötesinde kalan bir amacı vardır ama o amaç genellikle keşfedilmeden kalır.’’

Yusuf Beğtaş