Bir Haymatlos’un Gözünden – Güney Cuma Can

Yetmişli yıllar. Samandağ’dan Ankara’ya üniversite eğitimi için ayrılır. Memleketin 68 kuşağının eşitlik,özgürlük, adalet ,emek sloganları  ile kaplandığı devrim ve sosyalizm mücadelesinin zirve yaptığı dönemde  Hacettepe’de geçen öğrenci yıllarına  toplumsal olaylara siyasi sosyal mücadelelere devrim, karşı devrim ,darbe çatışmaları arasında sıkışmış bir gençlik yılları eklenir. Siyasi mücadele, onlarca genci ölümü tutuklanması sürgün edilmesine neden olan darbe ile büyük oranda sekteye uğrar. Adli ,idari tahkikatların elinden kurtulmak için birçok kişi çareyi Avrupa’da mülteciliğe gitmekte bulur.

Hacettepe’deki öğrencilik yıllarında kampüslerini basan ve onları tehdit eden faşist akımlara karşı en güçlü duruşu gösteren kurtuluş saflarında yer alır. Üniversite yılları yazılamalar ,örgütlemeler ve siyasi mücadele eylemliliklerine katılarak geçer. Siyasi mücadeleye, sol akımların kendi partisini kurup Türkiye İşçi Partisinde seçimlere katılımıyla bu yöndeki çalışmaları da artar ve memleket sathında parti ; milletvekilleri çıkararak mecliste de seslerini duyurur. Askeri darbe siyaset yapmayı imkansızlaştırınca bilmediği ufuklara Paris’e giderek orda yeni bir hayata başlar.

Memleketinden mülteciliğe giden yolda Bakanlar kurulu kararı ile vatandaşlığı iptal edilir. Vatandaşlığın iptali vatan ,halk için girdiği mücadeleden vatanı ile hukuki bağını resmi aidiyetini acımasızca koparır. Avrupa Birliği reformları çerçevesinde kabul edilen yeniden yargılama yolu ile yargıya başvursa da bizzat savcı huzurunda ifade verme gerekliliğini yapamadığından vatandaşlığa geri dönemez. Hukuki mücadeleye devam ederek kendine yapılan haksızlığı düzelme çabasına devam eder. Bu arada iltica ettiği ülkenin vatandaşlığını kazanır ve orda aile, iş, çocuk, üniversite lisans eğitimleri gibi aşamalar düzenlice yerine getirilir.

İltica ettiği ülke Fransa’nın Suriye, Lübnan ,Filistin politikalarındaki aşırı pragmatist ve menfaatçi ilkesiz tavrına tanık olur. Laiklik, insan hakları, demokrasi kavramlarını sahiplenen ülkenin yeri geldiğinde en gerici , yobaz gruplara hamilik yapmasını, bu grupların halka karşı işlediği katliamlara ses çıkarmamasını garipser. Emperyalist ülkelerin Orta Doğu politikalarının iki önceliğe dayandığını gözlemler. Birinci öncelik enerji  hatlarının güvenliği ve doğal kaynakların ele geçirilmesi iken ikinci öncelik İsrail’in güvenliğidir. Ülkelerin iç karışıklıklarla çalkalandığı, insanların öldüğü en büyük mülteci göçlerinin başladığı tüm bu çatışmaların ve savaşların arkasında bu iki önemli nedenin yattığına inanır.

Emeğin değerini bulduğu, insanların temel hak ve hürriyetlerini bilinçlice sahiplendiği bir ülke ve dünyanın umuduyla üretken, çalışkan ,aydın bir birey ,vatandaş ve Süveydiyeli olmaya özen gösterir. Emperyalizmin yıktığı coğrafyayı ,o ülkelerin halklarının bilinci ve mücadelesi ,tekrar ihya edecektir.

*Haymatlos Almanca vatansız anlamına gelir. Vatandaşlığını kaybeden insanların uluslarası hukukça statüleri haymatlos olarak kabul edilir.

Güney Cuma Can

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


5 + 2 =