ÖZDEYİŞLER – Malfono Yusuf Beğtaş

Süryanicede denilir ki;

”Lo Tehze Funoko dlo Dunoko”.

”Bedel ödemeden -yorulmadan- rahatlama bulamazsın”

Mardin Arapçasında şöyle bir söz var:

Denilir ki,

‘‘Kul şi min sok, mhabbe min fok.‘‘

”Herşey çarşıdan, ama sevgi yukardandır.’

Şırnak Kürtçesinde şöyle bir söz var:

Denilir ki,

‘‘Nangi zede bide nanpiji (tannurvan) jboye nane ta taze derbikefi.‘‘

”Ekmeğinin daha güzel pişmesi/çıkması için tandırcıya fazladan bir ekmek ver.”

Onun için diyorum ki,

Özdeyiş veya vecizeler, çeşitli konulardaki düşünceleri, kesinlikle bilinmesi gereken kuralları, anlamları özce anlatan, sloganlar gibidir. Derin sosyolojik bakışa sahiptirler. Çağrışımları farkındalığı geliştiren filozofik anlamlar içerir.

Yüzyılların mantıksal süzgeçlerinden geçerek günümüze gelen, ortak yaşamın tecrübelerini harmanlayan ve insani bir sentezle günümüze taşıyan Bethnahrin (Mezopotamya) coğrafyası, sanatsal-kültürel yaratıcılığın yanısıra zengin özdeyişleriyle ünlüdür. Coğrafyamızın özlü sözleri çok hünerlidir.

Eskilerin-büyüklerin sözleri-deyişleri, beni var eder ve eğitir. Heyecan vermekle kalmaz, daima ufuk açar, yol gösterir. Onun için KELAMİKİBAR’ları özümsemenin ve yaşatmanın gerekliliğine inanırım. Biliçlenmek için bu çok önemlidir.

Bana göre, insan, olumsuz koşullanmaların ve önyargıların girdabına sıkışıp kalmış hezeyanların etkisinde kalınca, şahsi düşüncelerin labirentlerinde kör yarasalar gibi ölüm dalışları yapmaktan kendini alıkoyamaz. Hırslarına ve ihtiraslarına yenik düşer.

Özgünlük, birbaşkasının özgünlüğüne katkı sunmakla; özgürlük ise, bir başkasının özgürlüğüne hizmet etmekle başlar. Demokratik kültürde olmayan tek özgürlük, fanatik olma özgürlüğüdür. Fanatizm özgünlüğün, özgürlüklerin, empatinin, vicdanın, şefkatın, vefanın, merhametin düşmanıdır. Özellikle bütün insani değerleri bloke eden bir enzimdir. Bir bilgenin, fanatizmi “insanlığın çocukluk hastalığı” olarak tarif etmesinin nedeni belki de budur.

Onun için sosyal olgunluk ve demokratik kültür için hakaret etmeden, karalama ve iftira yapmadan düşüncenin zenginleşmesine katkı ve hizmet sunulmalıdır.

Modern dünyanın özgün düşünürlerinden ve ünlü yazarlarından biri olan Franz Kafka (1883-1924) bir sözünde şöyle demektedir:

‘‘İnsanın belli başlı iki günahi vardır. Öbürleri bunlardan çıkar: Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için Cennet’ten kovuldular, tembellikten geri dönemiyorlar.‘‘

“Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür.” (İncil-Matta:6)

‘‘İki efendiye kulluk edemezsiniz’’ söylemiyle, özgürleştirici hakikat sevgisine ve hakikatin anlamlarına vurgu yapılmaktadır.

Her şeyde olduğu gibi, kulluk etmenin de çeşitleri var. Bu da sevginin farklı türevleriyle olmaktadır.

Ruhunda Rabbin sevgisi ve bilgisi bulunmayan hiçbir sevgi başarıya götürmez. Hayatın dar sokaklarında çıkmaza götürür. Yanıltır.

Burada esas olan özgürleştirici hakikat sevgisidir. İnsanın iç dünyasında hiçbir sevgi, hayatı var eden, yöneten ilahi, hakikat sevgisinden üstün,etkin olmamalıdır. Hayatın ana dinamiğinde ve idaresinde Rabbin ilahi sevgisi olmalıdır. Buna gönderme yapılmaktadır.

Bu ilahi söz, hayatın anlamlarına dönük, çok kapsamlı, çok güçlü ve derin mesajlar içermektedir.

İnsanı kendi içindeki ikiliğin, çelişkinin merkezine götürmektedir. Ego ve ruhun içsel çatışmalarını dile getirmektedir. İnsan olarak içimizdeki karanlık ve aydınlık yanlarımızın savaşını anlatıyor.

Ahlaki-insani-kalıcı değerlere göre yaşamaya, sevgi-saygı verip sevgi-saygı almaya, sorumluluk ve sahiplenme duygusuyla katkıda bulunmaya zorlayan sevgi ile, bizi baltalayan, iyilik yapmaktan alıkoyan, dizginleyen, hayatımızı ve çalışmalarımızı sabote eden kötü tercihlere yönelten sevginin gücünü tanıtıyor. Tanıtırken, sakındırıyor.

Bu sakınmayı yaparken, aynı zamanda yaşamın kendisi ve özü olan gerçek sevgiye yönlendirmektedir. Bu aynı zamanda, araçların farkındalığı içinde amaca bir çağrıdır. Bu çağrı içsel beğenmişliği, korkuya dayalı, egonun esareti içinde yaşadığımız bir dünyadan çıkarıp içimizdeki SAF SEVGİ ile buluşturma çağrısıdır. Gücü, sevgiyi, mutluluğu artık dışımızda değil içimizde bulabileceğimizin davetidir. Asma ve çubuk örneğinde olduğu gibi, hayatın amacıyla özdeşleşme sevgisidir. Ruhsal manada içerdeki kavgayı sonuçlandırma çabasıdır.

13. yy’ın özgün yazarı ve Süryani Deha Barebroyo (Abulfarac) ‘‘Nehtuf hnan lan valgav menan nethgave. Dneşkah malkuthan damtaşyo bleban: kemath dnehze lalohan = kendi kendimizi zorla çalalım, alıkoyalım, içimize odaklanalım ki, yüreğimizde saklı cennetimizi keşfedelim. Yani orada Allah’ımızı görelim’’   derken aslında bu temel gerçeği haykırmaktadır.

Maneviyat ruhla ilgilidir. Herkes kendi ruhsal gelişiminden sorumludur. Maneviyat, kendini tanıma, kendine ve başkalarına karşı sorumlu olma alanına bir yolculuktur. İki efendiye kulluk ederek bu yolculuk yapılmıyor. Yapılsa da, sonu hüsran ve zarar olur.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


24 + = 31